22/6/2009 · Kategori: KOSE YAZILARI

Dünyayı değiştirmek ister misiniz? MELİH ARAT

Türkiye'de profesyonel dünyada heyecanı ve okuma düzeyi hiç düşmeyen biri var mı diye sorarsanız değerli dostum Mevlüt Aksan'ı anmak isterim. Geçtiğimiz günlerde "Nasıl Steve Jobs Olunur?" başlıklı kitapla ilgili başlayan sohbetimiz beni de Steve Jobs üzerinde araştırmaya itti. Steve Jobs, bilgisayar dünyasını 20. yüzyılda şekillendiren 10 isim varsa bu 10 ismin içinde en etkili olanların içinde birincilik için yarışır.

Kendisi Apple Bilgisayar şirketinin kurucusu, dünyanın en muhteşem animasyonlarını üreten Pixar Animasyon Stüdyoları'nın (Oyuncak Öyküsü dahil, sayısız muhteşem filmin tasarlandığı stüdyo) ve iPhone-iPod gibi devrimci ürünlerin kaynağıdır.

Evlat edinilmiş bir çocuk olduğu halde, sıradan tüm insanları aşan bir iş performansına sahip sıra dışı bir insan olmayı başarmıştır. Aksan ile yaptığımız sohbette, Aksan, Jobs ve kitapla ilgili yorumlarını paylaşıyor. Birçoğumuza göre tasarım, şekilsel bir konudur. Ancak bu önerme sorgulanmalı. Tasarım, şekil olmanın ötesine geçerek işlevin kendisidir. Bir otomobilin aerodinamik özellikleri arabanın tasarımıyla ilgilidir ve arabanın hızını etkiler. Hayvanların biçimsel tasarımları, doğadaki işlevleriyle bütünleşir. Örneğin çita, hızını vücut tasarımından alır. Kahve fincanından elektrik fişine, oradan masaya kadar her tasarım bir işlev içerebilir. Türk şirketlerinin birçoğu da işlevsel olarak çok başarılı ürünler üretiyor olsa da tasarıma yeterince önem vermiyor. Bu da özellikle uluslararası pazarlarda başarımızı olumsuz etkiliyor. Elbette tasarımıyla öne çıkan çok başarılı birkaç örnek de var.

Bu yazıyı hazırlarken aklımda bir soru da var. Neden Türkiye'nin Steve Jobs'ı ya da Bill Gates'i yok? Daha da ilginç bir soru sorayım: Neden okurlarımdan biri 21. yüzyılın ilk yarısının Steve Jobs'ı olmayı istemiyor, aklının uzak ucundan bile geçirmiyor? Bizi durduran ne? Balık almaya gittiğinizde, denizden tutulmuş balık ile çiftlik balığı arasında radikal bir fiyat farkı vardır. Çiftlik balığı, tek tip yemle beslenmiş hareketsiz olduğu için tatsız tuzsuz bir balıktır. Deniz balığı ise çok çeşitli gıda ile beslenmiş, hareketli ve lezzetli bir balıktır. Türkiye'deki temel sorunlarımızdan bir tanesi insanların çiftlik balığı gibi yetişmesidir. Seyahat etmiyoruz. Farklı kitapları, farklı kursları tüketmiyoruz. Farklı insanlarla görüşmüyoruz. Öyle olunca da ne girişim fikri geliyor, ne enerjimiz oluyor ne de hayalimiz oluyor. Çiftlik balıkları birbirini izleyip ölecekleri günü beklerken, biz de televizyonda kendimizi izleyip son günümüze doğru yaklaşıyoruz. Denizde yüzen bir balık kadar evrenin prensipleriyle uyum içinde yaşamımızı sürdüremiyoruz. Girişimciliğin temelinde evrenin ve doğanın yasalarına uyum vardır. Bir aslan, sürekli aynı su birikintisinin kenarında avlanmaz; çünkü sürekli orada durursa diğer hayvanlar oraya gelmezler. Aslan işini değiştirmez; ama avlandığı yeri değiştirir.

Uzun yıllardır değerli arkadaşım Hakan Turgut ile birlikte girişimcilik dersleri veriyoruz. Peter Drucker'a dayanarak girişimciliğin tesadüflere bağlı bir süreç değil, sistematik bir süreç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Girişimcilik gayretleri içinde bir iş planı hazırlamak oldukça önemlidir. Ama tek başına iş planı hiçbir işe yaramaz. Eğer ilişkileriniz yoksa, sermaye ve diğer kaynaklara ulaşamıyorsanız iş planı masanızın üstünde ya da dosyanızda kalır ve sizi zengin etmez. Steve Jobs'ın öyküsüne baktığımız zaman, hayatı Steve Wozniak gibi (Apple şirketinin kurucusu teknik dâhi), John Sculley (Pepsi'nin seksenlerin başında dünya çapındaki satış müdürü) gibi insanlarla kesişmese belki de bugün olduğu kişi olmayacak. Kolej yıllarında aldığı kaligrafi derslerinden birini kaçırmış olsa, belki bilgisayarlarda bugün tek bir yazı karakteriyle yetiniyor olacaktık. Steve Jobs'ın kolacı John Sculley'i kendi şirketinde çalışması için kullandığı sözü paylaşmak istiyorum: "Şeker karıştırılmış can sıkıcı bir sıvı satmak yerine dünyayı değiştirmek ister miydin?" Ben de size soruyorum, bu can sıkıcı dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapmaya neden talip olmuyorsunuz?

21 Haziran 2009, Pazar

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

5/6/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

İşinizi kaybedince yapmanız gereken 10 madde

İşinizi kaybedince yapmanız gereken 10 madde
İşinizi kaybetmeyi, kendinizi yeniden keşfetmek için elinize geçen bir fırsat gibi görebilirsiniz. İşinizi kaybettiğinizde ilk bir ay şüphesiz korku, endişe ve tahammülsüzlük gibi duygularla boğuşacaksınız.

Kendinizi gözden geçirmenin önemi, tanıdığınız kişilerin iş ilişkileri ve hatta her zaman denemek istediğiniz hobilerinize başlama konusunda ilgili uzmanların görüşlerini dinleyebilirsiniz.

Readers and Digest dergisinde yer alan haberde, "İlk 30 Gün: Kolayca Değişiklik Yapma Rehberiniz" isimli kitabın yazarı Ariane de Bonvoisin, işinizi kaybetmeyle başa çıkmanız için bazı tavsiyeleri sizlerle paylaşıyor:

1. Bir sonraki adımınızı hesaplamak için kendinize biraz zaman verin. Bu birkaç saat değil, haftalar anlamına geliyor. İşten çıkınca biraz şaşıracaksınız. Ancak, bununla başa çıkmak için biraz bekleyin. Hazır olduğunuzda, opsiyonlarınızı açık tutun. Bu her zaman denemek istediğiniz yeni bir sahayı keşfetmek için iyi bir zamanlama olabilir.

2. Bir sonraki işiniz geçici olabilir. İster tam, ister yarı zamanlı olsun, işinizi sevin. Her deneyim değerlidir ve bunun nerede yol göstereceğini bilemezsiniz. Kalıcı olarak yeni bir pozisyon bulana kadar, bütçenize nakit akışı sağlamak için serbest ya da yarı zamanlı bir işte çalışabilirsiniz.

3. İş değil, şirketleri araştırın, başvuru şeklinizi değiştirin. Misyonu ve değerleri olan şirketler bulun. İş verenler, şirket için tutkusu olan adaylarla daha çok ilgileniyorlar. Özgeçmişinizin ve kapak yazınızın tek olmadığını hatırlayın. Tek bir pozisyon için rekabet eden çok fazla insan bulunuyor. Özgeçmişinizde ve sosyal ağ sayfalarınızda, yeni yetenekler ve kendinizi pazarlama yolları bulmalısınız. Çeşitli sosyal paylaşım sitelerindeki profiliniz sizi aranan kişi haline getirmeli, ayrıca kendiniz için Google'a da bakmayı unutmayın.

4. Belki bir tatile gidebilirsiniz. Son çalıştığınız yerde, muhtemelen tatil için zamanınız yoktu. Farklı bakış açıları elde etmek için işsizlik size bir şans olarak verilmiş olabilir. Boş zamanlarda kitap okuyun, uyuyun, daha önce yapmadığınız şeyleri yapın. İşe girince bu zamanları özleyeceksiniz.

5. Halen varken sağlık sigortanızı kullanın. Check up'tan geçin, dişhekimine gidin. Rüyalarınızın işini bulmak için bol enerjiye ihtiyacınız olacak. Yemeklerinizi güzelce yiyin, spor yapın.

6. İş kaybının yol açtığı iyi şeylerin de farkına varın. Bunları bir kağıda yazın. Sonunda, muhtemelen iş kaybının iyi bir şey olduğu ortaya çıkacak.

7. İş kaybınızı yeniden tartışmayın, bunun için birini ya da bir şeyleri sorumlu tutmayın, bunu karşınızdakini bıktırana kadar herkese anlatmayın. Suçlamak, asla başarıya ulaştırmaz. Her başarılı insan bazı dönemlerde işini kaybedebilir. Utanmak, gurur meselesi yapmak yerine, yaşamınızdaki bu değişiklik sizi daha güçlü yapmalı.

8. Her zaman olanları pozitif tasarlayın ve hep olumlu şeyler düşünün. İyimser insanlar, her zaman bu değişikliği diğerlerinden daha iyi kullanır.

9. İşsizliğe tahammül etmek daha çok acı verebilir. Bazen, niçin çıkarıldığını bilirsin, bazen ise bilemezsin. Bunu anlamak için vaktini harcama. Hissettiğin herşey için olgun davran. Gerçek ve hayal arasındaki farkı gör (gerçek işini kaybettin, hayal asla başka bir iş bulamayacaksın). İç sesine bir dakika kulak ve ne dediğini dinle. En iyi fikirler yeterince sakinleştiğinde ortaya çıkacaktır.

10. İş aramak şimdiki yeni işiniz. Yeni bir iş bulmak düşündüğünüzden daha uzun sürebilir. Birçok insanın yeni bir iş bulması 6 ay veya daha fazla sürebiliyor. Siz bu süreyi daha az olarak düşünün. Bazı işler piyasadan kalkabilir, asla geri gelmez ve bu gerçekle yüzleşebilirsiniz. Bu sizin cesaretinizi kırmasın. Hatta en kötü ekonomide bile, iyi insanlar için her zaman iş olduğunu hatırlayın.

İş aramanın 5 sırrı

İş ararken size yol göstermek için pratik, faydalı bazı tavsiyeler:

1. İş ilişkisi kurduğunuz tüm kişileri bir yere not edin ve dağınık olan tüm kartvizitlerinizi bir araya getirin. Hepsine e-posta gönderin. Asla bilemezsiniz. Bazı şeyler bir fikri harekete geçirebilir.

2. İnternette, iş bulma sitelerine adınızı, e-postanızı ve iletişim bilgilerinizi yazın.

3. Statü ve maaşınıza bakmadan işsizlik avantajlarını kontrol edin. İş için gerekli nitelikleri olmayan birçok insan işe kabul edilebiliyor.

4. Patronunuza ve meslektaşlarınıza kendileriyle çalışmaktan çok hoşlandığınızı belirten teşekkür notu gönderin. Bu şekilde başka boş pozisyonlar için akılda kalan ilk isim olabilirsiniz.

5. Ne için iş aradığınızı, niyetinizin ne olduğunu yazın, listenizi oluşturun. Bunu her gün okuyun. Niyet çok güçlü bir enerjidir

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

21/5/2009 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

Takım Oyunu - Seth Godin

takim_oyunu_20093141720Seth Godin,in son dönemde yazdığı kitaplar, oldukça zengin bir içeriği olabildiğince  basit şekilde anlatıyor.  Bunlardan sonuncusu Takım oyunu (Tribes) isimli kitap. Kitabı okurken bol bol not aldım. Kitabın sonunda Seth Godin, okurdan bir istekte bulunuyor.

Eğer bu kitaptan herhangi bir şey istediyseniz, herhangi bir şey işaretlediyseniz veya daire içine aldıysanız, post it yapıştırdıysanız, benim için birşey yapmanızı umuyorum. Bu kopyayı bir başkasına verin. Okumalarını isteyin….

Takım oyunu, takım oluşturmak, onları yönlendirmek ve liderlik üzerine harika bir kitap. 2008 yılında yazılan bu kitap çok akıcı bir dile sahip. Okurken kitaptan aldığım  notlara kendi yorumlarımı da eklediğimde bazı notlar ortaya çıktı.  Seth Godin’in isteğini de yerine getirerek bu notları burada paylaşmaya karar verdim

1- Takım oluşturmak için bir coğrafya veya yere ihtiyacınız yok: İnternet coğrafyayı saf dışı bırakmıştır. Twitter, facebook, friendfeed, bloglar, ning, likemind derken, takımlar artık internet üzerinden kolaylıkla oluşturulabilmektedir. İnternet sayesinde Barack Obama yirmi sekiz günde 50 milyon dolar para toplayan bir takım kurdu. Yeni teknolojiler takım oluşturmak için harika araçlar içeriyor. Bunları kullanmayı öğrenmelisiniz.

2- Takımın iletişim kurmasını sağla: Takım iletişimle oluşur. Büyük liderler takımlarının iletişim kurmalarını sağlayarak   bir hareket oluştururlar. onları komuta etmek dışarı! İletişim kurmalarını sağlamak içeri. takım kurmak için ortak bir ilgi ve iletişim kurmak için bir yol gerekir.

3-Kalabalık ve takımlar: Kalabalık lideri olmayan bir takımdır. Kalabalık iletişimi olmayan bir takımdır. Şirketlerin büyük çoğunluğu zamanlarını kalabalığa pazarlama yaparak harcarlar. Akıllı şirketler ise takımı bir araya getirirler. (My starbucks idea) Takımınızın toplanacağı alanı siz yaratın.

4- En önemli takımlar: En önemli takımla dünden sıkılmışlardır ve yarını isterler. En istekli takımlar da bunlar olacaklardır. Değişim isteyenler.

5- Kaç tane hayranınız var?: Gerçek hayranlar yerine kalabalık oluşturan hayranları tercih etmeyin. 100 tane gerçekten istekli hayran binlerce hayrana bedel olabilir. Sizi izleyen proaktif haranlarınız olsun.

6- Teknoloji, Twitter, bloglar: Blog ve Twitter gibi araçlar belki de siz bunları okuuğunuz sırada gelip gidecekler. Teknoloji her zaman değişecektir. Asıl ders alınması gereken durum şudur: İnsanlarla iletişim kurmak ve ilişkinizi sıklaştırmak her geçen gün daha da kolaylaşmaktadır.

7-Termometre ve Termostat: Bir termostat bir termometreden daha değerlidir. Termometre bir şeyin bozulduğunu ortaya çıkarır. (Eleştiren, sızlanan insanlar) Termostat ise, dış dünya ile senkronize olmak için ortamı değiştirir. Şartlara uymayı kolaylaştırır. Değişim yapar! Liderler birer termostat görevi görürler.

8- Mikro hareket oluşturma: Bir manifesto yayınlayın - Takipçilerinizin sizinle bağlantı kurmasını kolaylaştırın -  Takipçilerin birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayın - Paranın bir hareket amacı olmadığını fark edin - İlerlemenizi izleyin -

9- Değişimin en büyük düşmanı: Değişimin en büyük düşmanı “Hayır” değildir. Değişimin en büyük düşmanı “Henüz değil” kelimesidir. Değişim çok erken olduğu için, neredeyse hiç bir zaman başarısız olmaz. Neredeyse her zaman çok geç olduğu için başarısız olur.

10- Karizmayı anlamak: Karizmatik liderlerin tek bir ortak yönleri vardır. Bu da, lider olmaktır. Karizmatik olmak sizi lider yapmaz ama lider olmak sizi karizmatik yapar.

11- İnsanları dinlemek: Herkes kendini dinleyen bir lider ister. Dinleyen lider bulmak zordur. Takım üyelerini gerçekten dinleyin.

12- Liderler takdiri umursamaz: Bir hedefi ve inancı olan lider, takdir aşamasına takılıp kalmaz. Takdir edilme aşamasına takılanlar egodan ibarettir ve asla lider olamazlar. Gandhi’nin takdir beklediğine dair hiçbir kayıt yoktur.

13-  Hayal gücü(Lider ve yönetici): Einstein, “Hayalgücü, bilgiden daha önemlidir” demiş. Liderler daha önce olmayan şeyler meydana getirirler. Bilgi olmadan yönetemezsiniz. Hayalgücü olmadan önderlik yapamazsınız. Teorik eğitimler, bazıları için çok önemlidir. Senelerce okuyabilirsiniz. Etiketleriniz olabilir ama bu sizin en iyi olmanızı ve lider olmanızı sağlamaz. Genellikle liderler bu gruptan değildirler. Onlar var olan koyunlaştırma aşamasında kaçan asilerdir.

14- İnaç: İnsanlar onlara anlattıklarınıza inanmazlar. Onlara gösterdiğinize nadiren inanırlar. Arkadaşlarının anlattıklarına çoğunlukla inanırlar. Kendi kendilerine söylediklerine ise her zaman inanırlar. Liderin yaptığı, insanlara kendilerine anlatabilecekleri hikayeler vermektir. Gelecek ve değişim hakkında hikayeler.

15- Hemen şimdi! Kimse size liderlik yapmanız için için izin veya onay vermiyor. Bunu yapabilirsiniz. Size hayır diyecek tek kişi kendinizsiniz. Ne zaman? sorunusu sorun kendinize. Liderlik yapmaya hazır olmanız için, bir ay size yeter mi? Ya bir yıl? On yıl! Liderler beklemezler! Para, güç veya eğitimle başarılı liderlik arasında bir ilişki olamaz. Beklemek fayda sağlamıyor, evet demek ise fayda sağlıyor. Bekleme ve hemen şimdi amacın için harekete geç!

16- Kendini adamış bir lider: Dışarıda birleştirilmeyi ve yönlendirilmeyi bekleyen takımlar var. Tek ihtiyaçları olan, doğru olanı yapmak için can atan ve kendini adamış bir lider. Herkes o lideri bekliyor. Godot’yu beklemek gibi. Beklediğiniz kendiniz olabilirsiniz.

17- Tüm liderlerin ortak yönü: Aslında liderlerin hiçbir ortak yönleri yok. Ortak olan bir noktaları var. Her takım liderinin, ortak özelliği “önder olma kararı”. Karar vermek için neden bu kadar çok bekliyorsunuz!

18- Liderin asıl doğası: Liderliğin doğasındaki, daha önce yapılmayan bir şeyi yapmak vardır. Eğer böyle olmasaydı, önder değil, izleyici olurlardı.

Takımınızı oluşturduğunuzda ve liderlik yapmaya başladığınızda, seçiminizi gözden geçirmek, taviz vermek, vazgeçmek için büyük bir baskı altında olacaksınız. Ama lider olmaya karar vermek bu durumların size kolay gelmesini sağlayacak. Seçenekleriniz netleşecek ve yolunuz açılacak. Gidebileceğinizi, şlerleyebileceğinizi göreceksiniz.

“Nereye gittiğimden emin değilim. Yol göstereceğim.” Öyleyse durmayın gidin.

Umarım, bu paylaşım liderlik ufkunuzu genişletir ve takımınıza katkı sağlar. Kitaptabaşka harika düşünce ve fikirlerler de  vardı ama hepsini burada paylaşmam mümkün değil. Bir lider olmayı düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka kendinize armağan edin.

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

2/4/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

104 Adım Teorisi

Başarı için ne kadar çalışmak yeterlidir? Birçok insanın sorunu çalışmadan başarılı olmayı beklemektir. Aslında dünyanın bize sunduğu sorun daha derindir.

Çünkü çalışmak da bizi başarılı kılmaz. Çalışmanın da ölçüleri vardır. Kişisel gözlemlerim, bu gibi konularda insanların ölçülemez sıfatlarla çalışma işini tanımlamayı tercih ettiğini gösterdi.

"Hiç çalışmamak, tembellik yapmak, az çalışmak, biraz çalışmak, çalışmak ve çok çalışmak" ifadeleri insanların çalışma konusunda yaygın ölçüleriydi. Fakat bu ölçüler nesnel ölçüler değildi. Kişiden kişiye değişiyordu.

Ekip arkadaşlarımızdan Mehmet Önal, Yıldız Teknik Üniversitesi'ne Süleyman Demirel bir konuşma için geldiğinde, konferansın sonunda bir soru sormuş; "Bunca deneyiminizden sonra başarılı olmak için ne tavsiye edersiniz?" diye. Süleyman Demirel şöyle cevap vermiş. Kelimesi kelimesine dedikleri değil ama anlam olarak aktarıyorum. "Başarı büyük bir binanın çok dik merdivenine tırmanmaya benzer. En alt katta yukarı çıkmaya talip olan çok olur. Büyük bir kalabalık aşağıda sahanlıkta bekler. Çok az kişi birinci kata ulaşmak için gerekli çabayı gösterir ve yukarı doğru çıkar. Aşağıda bin kişi varsa, birinci katın sahanlığında en çok 20 kişi vardır. Bir üst kata ise en çok beş kişi çıkar. Çünkü merdiven iyice dikleşir... İlk sahanlıkta bekleyenler yeterli çabayı göstermezler. Aşağıda homurdanır ya da kendi aralarında eğlenir dururlar. Gözünü yukarıdan ayırmadan gayret edenlerse küçük yönetici azınlığın olduğu yere doğru yükselirler." Demirel'in sözlerinden yine başarı için ne kadar çalışmak gerektiğini çıkaramıyoruz; ama çoğunluktan daha çok çalışmak gerektiğini anlıyoruz.

Yine de soru açıkta kalıyor: Başarı için ne kadar çalışmak gerekiyor? Başarı için gerekli çalışma düzeyi nedir? Bu sorunun cevabını bulmak için ölçüm yapmak gerekiyor. Şimdi bu konudaki kişisel gözlemlerimi paylaşıyorum.

Aynı özel öğretmenden ders alan iki öğrenci var. Aynı sınava hazırlanıyorlar. Öğretmen, "bu sınavı kazanmak için günde yüz soruyu çözmek yeterli" diyor. Ortalama bir öğrenci 80 soruyu çözerek sınava hazırlanıyor. Öğrencilerden biri, öğretmenin dediğini yapıyor. Her gün 100 soru çözüyor. Diğeri ise 100 soruyla yetinmiyor ve her gün 104 soru çözüyor. Bunlar ilkokul öğrencileri ve ek olarak dört soru yapmak acıtıyor; zor geliyor; ama çocuk bu acıya katlanıyor. Sonuçlar açıklandığında öğretmenin teorisinin doğru olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü çocuklardan 104 soru yapan sınavı kazanıyor; ama günde 100 soru yapan kazanamıyor.

Dünya rekoru kıran sporcuların neredeyse tamamının ortak özelliği, en iyi sporcular günde 6 saat antrenman yapıyorsa, dünya rekoru kıranlar günde en az 7 saat çalışıyorlar.

Başarı için yapılması gereken 100 madde varsa, onları yapacağız; ayrıca dört madde daha yapacağız. Garantili bir sonuç, ölçülebilir gereklerin tamamından fazlasını yaptığımız zaman elde ediliyor.

Siyasi seçimlerde kim kazanacak söyleyeyim. Seçimi kazanmak için 100 şey yapılması gerekiyorsa, 104 şey yapan seçimi kazanacak. Eğer biri kalkıp 105 şey yaparsa o kazanacak. Ne var ki, çok insan yapılması gerekenlerin tamamını bitirip onun ötesine geçebiliyor.

 MELİH ARAT

m.arat@zaman.com.tr

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

31/1/2009 · Kategori: HABERLER

Davos Manşetleri ile Türk Basınının Anatomisi

Davos Manşetleri ile Türk Basınının Anatomisi

Hiç merak ettiniz mi, hangi gazetenin arkasında, hangi isim var?

Gazeteler kimi, neden destekliyor veya karşısında?

Ticari ve kişisel ilişkileri nedir?

Basınımızın güzide! kalemleri kimlerin gözünü oymaya çalışıyor veya göklere çıkarıyor?

Bu kalemleri kim tutuyor?

Böyle bir araştırmayı tam sağlıklı ve obkektif  bir şekilde  yapmak aslında çok kolay değil. 

* * *

Labaratuar ortamında deney yapmak kolaydır. Aynı anda, aynı ortamda, aynı şartlarda, biribiriyle benzerlik gösterenler arasında, incelemenizi yapar, sonuç çıkarırsınız.

Basını karşılaştırmalı incelemek için böyle bir labaratuar ortamı yaratmak zaten doğası gereği pek mümkün değildir. Her gazete, hergün  birbirinden farklı manşetler ve konularla çıkar. Dolayısı ile böyle bir analizi yapmak ve sonuçlar çıkarmak  aylar alabilir.

Ama öyle bir olay oldu ki, bütün gazeteler bir sabah aynı olayı manşetlerinden verdiler. Tabii kendi cephelerinden.

Erdoğan’ın Davos’ta verdiği tepki bir sonraki gün, gazetelerin topyekün bu olayı manşetden vermesine yol açtı. Bu da bizim için bulunmaz bir inceleme olanağı, bir nevi labaratuar ortamı yarattı.

* * *

Davos Manşetleri ile 360 dereceden Türk Basını’na bakış, tarihi Davos olayının ardından, gazetelerin manşetleri:

İlk olarak Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Doğan Medya Grubu’na bağlı gazetelere bakalım, zaten görünen en büyük grupta bu
Hürriyet: Davos Ruhu öldü

Milliyet: Davos’ta şok

Radikal: Davos’ta Kasımpaşa Havası

Referans: Diplomat değil Kasımpaşa’lı

Sözcü: Davos’ta bir Kasımpaşa’lı

Aydın Doğan şirketleri ve mal varlığı ile Türkiye’nin en zengin ilk üçü içinde. Trendi güçlü bütün sektörlerde Doğan Grubu var. Bununla birlikte, sahibi olduğu gazeteler dikkate alınırsa, Türkiye’nin en güçlü zengini denebilir. Kızı Vuslat Doğan Sabancı, Sabancı ailesinden Ali Sabancı ile evli. Ali Sabancı aynı zamanda Pegasus Hava Yollarının sahibi. Bu çiftin dünyanın en zengin çifti olduğu söyleniyor.

Aydın Doğan, gücü seven bir adam, politikacılarla çok yakın ilişki içinde AKP’ye karşı CHP’ye destek veriyor. 

Yukarıdaki   Doğan Grubunun çıkardığı gazetelerin manşetlerine bakarsanız Manşetler sanki aynı kalemden çıkmış gibi değil mi? Hatta hadi biraz daha ileri gidelim sanki İsrail’den yayın yapılıyor havası var.

Yazarlarına baktığımızda aynı şey yine mevcut.

 Ben ilkokuldayken yazı yazmayı pek sevmeyen bir öğrenciydim. Öğretmenim bunu bildiğinden ceza olsun diye,  bir cümleyi veya kelimeyi bir sayfa boyunca yazmamı isterdi. Bu ceza kronik bir hale gelince, ben kendime göre bir çözüm yolu buldum; üç kurşunkalemi üst üste koyup öyle yazardım. Yani bir seferde, üç satıra yazabiliyordum. Doğan Grubu’nun şu üstteki manşetlerini görünce birden ilkokul günlerim geldi aklıma.

Turkuvaz Yayın Grubu

Sabah: Davos’ta tavır

Takvim: Davos Bitmiştir .

Turkuvaz Dergi Grubunun Başkanı Ahmet Çalık, zamanında Türkmenbaşı’na yakınlığı ile Türkmenistan’da yüklü ihalaler almış bir isim. Malatyalı, Arnavutluk Telekom’un sahibi, Asya Finans’ın ortaklarından, Başbakan’a en yakın isimlerden biri, Türkiye’nin en zenginleri arasında, bütün büyük ihalelere girmesi ile de ünlü. Holdiglerinin genel müdürlüğünü Başbakan Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak yapıyor. Çalıkların gazeteyi,  devlet kredisi ile adeta para vermeden almaları çok konuşulmuştu. Halen de tartışılıyor.

T Medya Yatrım Grubu’na ait gazeteler

Akşam: Erdoğan’dan rest Peres’den Özür
Başbakan İsrail liderine “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” dedi ve paneli terk etti

Güneş: Dünyayı şoke eden diyalog! Davos Buz kesti.

Peres ile Gazze tartışmasına giren Başbakan Erdoğan konuşması kesilmek istenince paneli terketti

Tercüman: Davos’ta tarihi Türk Şamarı

Bu gazetelerin sahibi  görünmez olarak Mehmet Emin Karamehmet, Yönetim kurulu başkanları ise Mehmet Bülent Ergin, Grup aynı zamanda Turkcell, iddaa ve Digiturk’ünde sahibi. Gazete patronunun AKP Hükümeti ile arası iyi  değil. BBDK zamanında bankası YKB’na el konulmuştu. Borç ödemeleri halen devam ediyor.

İpek Gazetecilik

Bugün: Küstah Peres’e tokat

sahibi Koza İpek Gazetecilik, Akın İpek, AKP’yi desteklediği biliniyor. İpek Erdoğan’ın yakınlarından.

Cumhuriyet: Davos’ta gerginlik, aynı manşetde,  Altan Öymen in “diplomaside böyle bir uslup yok” yorumuna yer vermiş. Turgay Ciner’in gazetenin gizli sahibi olduğu söyleniyor. Gazete nin görünen yöneticisi ise Ergenekondan gözaltına alınan İlhan Selçuk. Gazetenin kurucusu ise Mustafa Kemal Atatürk.

Star: Tarihi Rest

Sahibi Ethem Sancak, Hedef Ecza deposu ve Holdingin sahibi, Tayyip Erdoğan’a yakın bir isim, aynı zamanda Kanal 24′ün de sahibi, Forbes’a göre Türkiye’nin en zengin 100 kişisi arasında, Siirt’li işadamı. GYY: Mustafa Karaalioğlu. Ethem Sancak’ın , Star gazetesini, Erdoğan’ın ricası üzerine aldığı bir dönem çok konuşulmuştu.

Taraf: Taraf gazetesi özellikle TSK’ya karşı yürüttüğü yayın politikası ile bilinen bir gazete. Tabiri caizse, kafayı TSK ile bozmuş durumda,  Davos olayını ilk gün manşete taşımayı tercih etmedi ve TSK’daki faili meçhulleri hedef alan ve Ergenekon karşıtı haber vermeyi tercih etti. Bununla birlikte Taraf Gazetesi’nin dosyaları incelemeye değerdir ve gündem yaratmaya devam etmektedir.

Taraf’ın sonraki günkü (bugün) manşeti ise Erdoğan’a atfen  “Başına Davos Kuşu Kondu” oldu.

Sahibi Alkım Gazetcilik adına Başar Arslan, GYY Ahmet Altan, Son Dönemde Ahmet Altan gazeteyi batmaktan Mehmet Betil’in kurtardığını bildirdi, fakat bu Mehmet Betil Borusan Holding İcra Kurulu üyesi olan Mehmet Betil değil, peki kim net bir cevap yok,

Türkiye: Erdoğan’dan Peres’e tarihi ders

Sahibi Enver Ören, aynı zamanda İhlas Holding’in patronu. Her daim iktidarların yanında yer alan bir yayın politikası ile bilinmekte. Gazete, ihlaslı müslümanlardan toplanan, müslümanların da bir gazetesi olsun diye bağışlanan paralarla kurulmuştu. TGRT ile birlikte sonraki yayın hayatındaki görüntüsü ile bu paraları verenler acaba haklarını helal etmişlermidir bilemiyoruz. Ören aynı zamanda 28 Şubat sürecinde batırdığı İhlas Finans ile de ünlü. Gazetenin  eski yayın yönetmeni Sebahattin Önkibar’ın yazdığına göre; Enver Ören , 1998 yılında, araya birçok aracı sokarak dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’dan randevu alır. Yanında oğlu Mücahit ve gazetesinin genel yayın yönetmeni Sebahattin Önkibar ile birlikte başbakanlık konutuna gider. O dönemde Çiller - Yılmaz arasında seçimini doğru yapamadığından, Yılmaz’la araları bozuktur, Ören bu görüşme sırasında cebinden küçük bir Kuran-ı Kerim çıkarır ve Mesut Yılmaz’a şöyle der; şu Kuran’ın üzerine yemin ediyorum ki, bundan böyle ben yaşadığım süre içinde, benim gazete ve televizyonumda sizin ve partinizin aleyhine tek bir haber yapılırsa Allah beni kahretsin. Ayrıca Mesut Yılmaz’ın aleyhine  yazan Mehmet Barlas’ı kovacağını söyler ve ertesi gün kovar da. Ören o dönemde 165 milyon dolarlık Bursa-Yalova elektrik dağıtım ihalesi için Yılmaz’ın desteğine ihtiyacı vardır.

Vakit: İsrail’e Osmanlı tokadı

Sahibi Nuri Aykon olarak görünmekle beraber perde arkasındaki isim ise Mustafa Karahasanoğlu. Gazete AKP ve Saadet Partisi ortasında bir yayın politikasına sahip.

Vatan: Peres tahrik etti Erdoğan sert çıktı

Gazetenin sahibi Zafer Mutlu. Hatırlayanlar bilir, Zafer Mutlu, Sabah Gazetesini verdiği tencere, tava, ansiklopedi, kullanılmış cip,  promosyonları ile Hürriyet’in üzerinde satışa çıkaran eski Genel Yayın Yönetmenidir.  Mutlu gazetecilikten çok tüccar zihniyete sahip bir isim. Sabah Gazetesinin başındayken söylediği ”ne gazeteciliği kardeşim biz burda dükkan açtık para kazanıyoruz” sözleri çok tartışılmıştı.

Zafer Mutlu ile ilgili çok bilinen bir olayıda sizlerle paylaşalım.  Sabah Gazetesi 1997 yılında Yılmaz Hükümetinde Ekonomi Bakanı olan,  Güneş Tanerin, bir kadınla olan ilişkisini gazeteye taşır. Güneş Taner de Sabah Gazetesinin  resmi ilanlarını keser. Haberin bedeli ağır olmuştur. Mutlu mecburen af dilemeye gider. Lakin Güneş Taner ders vermek konusunda kararlıdır. Af dileme sırasında Zafer Mutlu’dan diz çökmesini ister. Mutlu dizlerinin üzerine çöker af diler. Güneş Taner  “Oğlum, ben devletim devletle uğraşılmaz” der. Haber kaynağı Mehmet Barlas’tır.

Yeni Çağ: Helal Olsun:

Yeni Çağ gazetesinin arkasında TSK‘nin çok ciddi desteği vardır. Aşırı milliyetçi yayın politikası ile bilinmektedir.  Bununla birlikte, laik ve ödün vermez TSK çizgisinde görmedikleri, eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü bir dönem son derece sert ifadelerle eleştirmiştir.

Gazete’nin  finansörünün  ise Türk Metal Sendikası Başkanı ve şu anda Ergenekon davasından tutuklu Mustafa Özbek’in olduğu konuşulmaktadır. Türk Metal Sendikası ve Başkanı Mustafa Özbek’in  mal varlığı çok uzun bir liste oluşturmakta ve Ergenekon soruşturması kapsamında incelenmektedir.

Milli Gazete: 7 yıldır ilk doğru işini yaptı
Davos’ta Sert Çıkış
Milli Gazete Saadet Partisi ve Erbakan’a yakınlığı ile biliniyor. Erdoğan’ın iktidara gelmesi ile Erdoğan’a yakın bir yayın çizgisine sahip olsa da manşetden görüleceği üzere, Erdoğan’ın ilk defa doğru bir iş yaptığı iması var.

Yeni Şafak: Tarihi Tokat

Gazete Sahibi Ahmet Albayrak ,Erdoğan’a yakın isimlerden ve eski dostu. Son dönemde Erdoğan ile aralarında, ihale ödemelerinin gecikmesi nedeni ile, soğukluk olduğu konuşulmakla birlikte Albayraklar halen  İstanbul Belediyesi’ne iş yapan müteahhitlerin başında geliyor.

Zaman: Erdoğan paneli terk etti Peres özür diledi

Gazete sahibi Ali Akbulut, Genel Yayın Yönetmeni: Ekrem Dumanlı

Zaman gazetesinin sahibi Ali Akbulut Fethullah Gülen’e yakınlığı ile biliniyor. Zaman, Fethullah Gülen Cemaatinin yayın organı olarak ta zikredilebilir. Akbulut ailesi zamanında tekstil işinde önemli bir malvarlığı yaparak Medya sektörüne girmişlerdi. Ali Akbulut aynı zamanda Çalık’ların damadıdır, uzaktan da olsa Erdoğan’ın akranası sayılırlar. Bir anlamda, Sabah Takvim ve Zaman aynı potada değerlendirilebilir.

Resme biraz uzaktan bakınca, gazete patronlarının, gazeteciliği,  iş çevrelerini kuvvetlendirmek, karşı tarafı yıpratmak  ve güçlerini pekiştirmek amacı ile kullandıkları anlaşılıyor.  Başka nelerin anlaşıldığını da sizin yorumunuza bırakıyoruz.

bir sonraki yazımızda bu gazetelerin yazarlarının Davos sonrası ilk yazılarında attığı başlıklara bakacağız

http://editor.milletmeclisi.com/blog/davos-mansetleri-ile-turk-basininin-anatomisi/

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

26/1/2009 · Kategori: HABERLER

UGİAD Başkanımız Sn. Barış Battal

BAŞIMIZ SAĞOLSUN, UGİAD Başkanımız Sn.Barış Battal, Elim bir Trafik Kazası Sonucu Vefat etmiştir.  UGİAD Başkanımız Sn.Barış Battal, Bugün,(24 Ocak 2009-Cumartesi), İstanbul'a gelmek üzere, Uşak'tan Denizli'ye giderken, Çivril yakınlarında geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu vefat  etmiş ve tüm camiamızı üzüntüye boğmuştur.

Çok değerli sevgili Barış Başkanımıza Allah'tan Rahmet dileriz.

Ailesine, yakınlarına tüm üyelerimize sabrı cemil niyaz ederiz.

Merhum Barış Başkanımızın Cenazesi, 25 Ocak 2009 Pazar günü öğle namazını müteakip Zümrüt Camiinde kılınacak cenaze namazından sonra Uşak'ta toprağa verilecektir.

Mekanın Cennet Olsun Sevgili Barış Başkanım

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

26/1/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

RESEPSİYON GÖREVLİSİ İKEN PATRON OLDU BARIŞ BATTAL

RESEPSİYON GÖREVLİSİ İKEN PATRON OLDU

 

BARIŞ BATTAL

 

Uşak'ta turizm sektörünün önemli isimlerinden, Atlas Jet Uşak Bölge Müdürü ve TÜRSAB İç Ege Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Barış Battal'ın resepsiyonluktan patronluğa uzanan başarı hikayesi yörede takdirle karşılanıyor.

İş hayatına otellerde resepsiyon görevlisi olarak başlayan Battal, Uşak'a turizmde yeni bir boyut kazandırarak uçak seferlerinin başlamasında önemli rol oynadı. Turizm alanında yaptığı çalışmalarla da ödüller alan Battal'ın en büyük hedefi ise uluslar arası arenada kendini göstermek.

İktisat fakültesini bitirdikten sonra turizm yörelerinde resepsiyonda çalışmaya başladığını söyleyen Battal, " Okulumu bitirdikten sonra turizmin canlı olduğu bölgelerdeki otellerde resepsiyon görevlisi olarak 2 yıl çalıştım. Daha sonra Uşak'a gelerek Uşak'taki otellerde iş buldum. Belirli bir sürede Uşak'ta ki otellerde resepsiyon görevlisi olarak çalıştım. 1998 yılına geldiğimde ise Uşak'ta turizm alanında bir eksiklik olduğunu gördüm. Bu nedenle Aşigo Tur ile turizm seyahat alanında sektöre girdim. Baba mesleğim tekstil üzerineydi. Ben tekstil alanında devam edemeyeceğime karar verdim. Çünkü babamın yaşadığı zorlukları biliyordum. İmalat şartları, güçlü bir sermaye ve kalifiye eleman sıkıntısı olan tekstile girmem yanlış olurdu. 2000 li yıllarda bilişim ve hizmet sektörünün gelişeceğini görüyordum. Bu nedenle turizm sektörüne girmem gerektiğine inandım. Turizm sektörüne girme nedenlerimden birisi de bu sektörde herkese hizmet verme imkanı var. ayrıca bu işe başlarken inanmam gerektiğimi düşündüm ve daima inandım.yapı olarak gelişen bir şehirdeyiz. Bu sektörden hayatımı idame ettireceğimi biliyordum. Ama bu işte en önemli erdem sabırdı. Ben sabırlarımı zorlayarak güzel günlere geldim" dedi.

İşe başlarken en büyük hedefinin zirve olduğunu dile getiren Battal, " Bu işe başlarken her zaman zirvede olmam gerektiğine inandım. Başlamamla beraber basamakları hızlı olarak çıkmaya başladık. 2005 yılında Uluslar arası hava Taşımacılık Birliği tarafından akreditasyonumuzun kabul edilmesi bizim dönüm noktamız oldu. Akreditasyonu kazanmak için 3 yıl hazırlık yaptık. Bu kazanımla birlikte bulunduğumuz bölgeden tüm dünya ülkelerinin havayolları şirketlerini görür olduk. Bir şekilde ihracatı gelişen Uşak'ta firmalarımıza bu şekilde lojistik destek sağlamış olduk" diye konuştu.

Geçmişte Uşak'ın en önemli sorunlarından birisinin kısa zamanda ulaşılabilme olduğunu ifade eden Battal, " Bu nedenle dana önce Türk Hava Yolları'nın 2000 yılında başlatıp devamlılığını sağlayamadığı uçak seferlerinin başlaması gerektiğini biliyorduk. Bu konu ile ilgili ciddi çalışmalar yürüttük. Havaalanının tekrar açılması için yerel yönetimlerimizden, sanayici ve iş adamlarımızdan, meslek örgütlerimizden, esnaf odalarımızdan ve Uşak insanımızdan destek aldık.Bu desteği devamlılığa çevirerek daha önce haftada 3 olan sefer sayısını 5 e çıkarttık. Bunun akabinde çalışmalarımız Platin dergisinin "Girişimci Anadolu" yarışmasında faaliyetlerimiz ve kombine bilet projesi ile bizi bölgesel kategoride birinci olarak onurlandırdı. Çalışmalarımızı Uşak halkı için günden güne ilerleteceğiz. Bizim için değişim sürekli gelişmektir. Sürekli gelişen dinamik bir süreçtedir. Çalışma hayatım boyunca öğrenmeye hep hazır oldum. Müşterilerimizin olumlu ve olumsuz düşünceleri bana yol gösterdi" şeklinde konuştu.

 

usak denge

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

15/1/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

BANKALAR 2500 PERSONEL ALACAK


Küresel finans krizinin bankacılık sektöründeki etkisi sınırlı kaldı. Böylece bankalar 2500 personel daha alacak.

Türkiye'de aralarında otomotiv ve tekstil sektörü de olmak üzere birçok sektörden firmanın işçi çıkarmasına ve üretime ara vermesine yol açan küresel finans krizinin bankacılık sektöründeki etkisi sınırlı kaldı; hatta krizin ağırlaştığı Eylül'den beri 6 banka toplam 2,435 yeni personel aldı.

Bankaların büyük çoğunluğu bu dönemde çalışan sayısını korurken, aralarında Akbank, Tekstilbank ve Citibank'ın da olduğu az sayıda banka kriz döneminde personel azalttı. Bazı bankalar ise krize rağmen sınırlı da olsa eleman sayısında net bazda artış yaptı.

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre Eylül 2008'de Türkiye'de toplam banka çalışanı sayısı 170,425'ti. Bu rakamın krizin ağırlığını hissettirdiği Eylül'den bu yana ne kadar değiştiği henüz açıklanmadı.

Ancak İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Halkbank ve Şekerbank gibi bankalarda örgütlü Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası'nın (Basisen) Başkanı Metin Tiryakioğlu, krizin finans kökenli olmasına rağmen Türkiye'deki bankaları fazla vurmadığını ve şu aşamada Akbank dışında sektörde büyük ölçekli bir işten çıkarmanın olmadığını belirtti.

Bankacılık sektörünün 2001 yılında onbinlerce kişinin işten çıkartılması deneyiminden ders aldığını söyleyen Tiryakioğlu açıklamasında, "Ancak krizin bankaların çalışan sayısında yaratacağı etkiyi görmek için 2009'un ilk 5-6 ayını beklemek lazım. Reel sektördeki gelişmelere bağlı olarak çıkarmalar yaşanabilir. Özellikle bankaların gecikmiş alacaklarının belli bir oranın üzerinde büyümesi böyle bir olumsuzluk yaratabilir" dedi.

Bankalar arasında personel sayısındaki en büyük artış Halkbank ve İş Bankası'ndan geldi. Halkbank'tan yapılan açıklamaya göre, Eylül'den bugüne 1,670 kişilik yeni alım yapan banka, personel sayısını 12 Ocak itibarıyla 12,457'ye çıkardı. Banka, bu dönemde 10 yeni şube açarak toplam şube sayısını da 583'e çıkardı.

İş Bankası'ndan yapılan açıklamada, bankanın Eylül'de 20,313 olan çalışan sayısını 644 yeni personeli bünyesine katarak 13 Ocak'ta 20,957'ye yükselttiği belirtildi. Banka bu dönemde 48 yeni şube açarak toplam şube sayısını da 1,040'a çıkardı. İş Bankası 2009 yılında 80 şube daha açmayı planlıyor.

Bu yıl 300 yeni personeli daha bünyesine katacağını açıklayan Albaraka Türk ise Eylül ayından bu yana 6 yeni şube açarak, toplamda 100 şubeye ulaştı. Banka, personel sayısını da 1,748'den 1,796'ya yükseltti. Albaraka Türk'ün Reuters'a verdiği bilgiye göre bankanın 2009 yılında 15 yeni şube açıp 300 personel daha alması planlanıyor.

Şekerbank da kriz ortamında personel sayısını az da olsa artıran bir diğer banka oldu. Banka Eylül'de 4,050 olan çalışan sayısını 1 Ocak itibariyle 4,088'e yükseltti. Şekerbank'tan yapılan açıklamaya göre bankanın 2009 yılında 15 yeni şube daha açması planlanıyor.

Alternatifbank da çalışan sayısını Eylül-Ocak döneminde 995'ten 1,009'a çıkardı.

HSBC Türkiye'de Eylül ayında 7,141 olan çalışan sayısını 7,162'ye çıkardı. Banka, bu dönemde 15 yeni şube açarak toplamda 335 şubeye ulaştı.

Krizin Türkiye'de ağırlığını hissettirmeye başlamasıyla bankacılık sektöründe en büyük işten çıkarma performans değerlemesi ve emeklilik nedeniyle personel sayısını 613 kişi azaltma yoluna giden Akbank'ta yaşandı. Ancak sendikalar bunun 1,000 civarında olduğunu söylüyorlar.

Tekstilbank personel sayısını 116 kişi azaltırken, Citibank da 11 şubesini kapatarak 70 çalışanıyla yollarını ayırdı. Yapı Kredi Bankası ise 2009 için koyduğu 1000 şubeye ulaşma hedefini ertelediğini açıklamıştı.

kaynak:  stratejikboyut.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

15/1/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

Bir Haftada Nasil İŞ Bulunur...

Bir Haftada Nasil İŞ Bulunur...

Sonraki işinizi bir haftada bulmayı ister misiniz? Hiç de hoşunuza gitmeyecek bir dizi iş arama sürecini bu sürede tamamlayabilirseniz, bunu başarabilirsiniz. Daha da iyisi birden fazla iş teklifini aynı anda alabilirsiniz. Böylece hoşunuza giden işi, öğrenme ve gelişim fırsatlarını, mantıklı ücreti ve iyi bir yöneticiyi seçme ihtimaliniz artar.

İşte iş arama takviminiz:

Pazartesi

Özgeçmişinizi yazın: Özgeçmişiniz bir-iki tane SYÇ içersin. Karşılaştığınız bir Sorun, bu soruna Yaklaşımınız ve olumlu Çözümünüz. Kendi alanınızdaki insanlardan yazının son hali için geri dönüş alın.

Kendinizi pazarlamak için çalışın: Çalışacağınız konuşmaların her biri neden iş aradığınızı, aradığınız işte ne hedeflediğinizi ve ne kadar iyi olduğunuzu açıklamalı. İşte size 10 saniyelik bir konuşma örneği: "Şirketimiz küçülmek zorunda kaldı. Bu yüzden başka bir şirkette aynı pozisyonda iş arıyorum. İş aramak zorunda kalacağım aklımın ucundan bile geçmezdi - her zaman performans değerlendirmelerinde yüksek puanlar alırdım. Ama ne yaparsınız işler böyle yürüyor." 30 ya da 60 saniyelik konuşmalarda nasıl bir iş aradığınızdan bahsedin ve saygınlığınızı artıracak kanıtlar sunun.

Salı

Birlikte çalışmayı isteyeceğiniz 25 işvereni belirleyin. Hedeflediğiniz sektörde küçük ve gelişmekte olan şirketlere odaklanın. Şirketler arasından ulaşım konusunda mantıklı uzaklıktakileri tercih edin. Büyük Internet sitelerindeki küçük firmaların iş ilanlarına bakın. Bunlar büyüme yolundaki işverenlerdir ve genellikle sürekli eleman ilanları olur.

E-posta ya da telefon yoluyla, arkadaş çevrenizden size iş bulmanızda yardımcı olabilecek 25 kişiye ulaşın. Onlara 10 ya da 30 saniyelik konuşmalarınızla yaklaşın ve "Listemdeki bu 25 şirketten birilerini tanıyor musun? Ya da başka alternatif söyleyebilir misin?" deyin. Eğer uygunsa irtibatınıza özgeçmişinizi ve kapak yazınızı gösterin ve sizinle kendinizi denemeniz için mülakat yapmalarını isteyin.

Çarşamba

Arkadaş çevrenizden gelen ipuçlarını takip edin ve kendi 25 firmalık listeniz dışındaki işverenlere ulaşın. Onlara 30 saniyelik konuşmanızla yaklaşın. Bu aşamadan sonra daha çok dinleyip daha az konuşun. İşverenin ihtiyaçları ile ilgili sorular sorun. Eğer bir fikriniz varsa zaman ve durumun gerektirdiği biçimde incelikli olarak teklif edin. Örneğin, "Sizi dinlerken farkettim ki, size A işini yaparak yardımcı olabilirim. Ne dersiniz?" Eğer görüştüğünüz kişiyi etkilerseniz bir ya da iki tane SYÇ örneğinizi anlatın.

Her 25 işverenin Web sitesini ziyaret edin. Hedefinizdeki pozisyonlara başvurun. Kapak yazınıza, eğer varsa referansınıza atıfta bulunarak başlayın. Ondan sonra işverenin aradığı özelliklerin hangilerine nasıl sahip olduğunuzu teker teker açıklayın. Hedefiniz, bir hafta içinde, herkese açık olan 10 tane iş ilanına başvurmuş olmak.

Perşembe, Cuma ve (gerekirse) Cumartesi

Eğer listenizdeki 25 firmanın sitesinde iş ilanı yoksa, yönetim kurulu başkanına hitaben bir e-posta gönderin. Burada bir örnek bulabilirsiniz:

"ABC firmasının küçülmesi sırasında işten çıkarılan, operasyon yönetimi konusunda başarılı bir yöneticiyim. Şirketiniz dikkatimi çekti, çünkü sizin çalıştığınız bu alanda tecrübeliyim. Sitenizde gördüğüm (detay ekleyin) özelliği/bilgisi hoşuma gitti. Aynı zamanda itiraf etmeliyim şirketiniz evime 10 dakika uzaklıkta. Ekte özgeçmişimi bulabilirsiniz. Sizinle ya da görevlendireceğiniz bir kişiyle görüşme ve size nasıl yardımım dokunabileceği konusunda bilgi paylaşma fırsatım olursa çok sevinirim."

Eğer bir hafta içinde irtibata geçtiğiniz kişilerden haber alamazsanız durumu takip edin. Eğer gerekiyorsa sesli mesaj bırakın ve "ABC firmasının küçülmesi sırasında işten çıkarılan, operasyon yönetimi konusunda çalışan bir yöneticiyim. Sizden haber alamadığım için meşgul olduğunuzu düşündüm. Anlıyorum. Ama bazen bazı şeyler arada kaynayabiliyor. Bu yüzden bir sefer de telefonla aramayı uygun gördüm. Eğer siz ya da yöneticilerinizden bir kişi benimle görüşmeyi ya da nereye yönelebileceğim konusunda tavsiye vermeyi isterseniz, sizden gelecek bir mesaja minnettar kalırım. Telefon numaram (numarayı iki defa tekrarlayın). Teşekkürler." deyin.

İrtibata geçtiğiniz çoğu kişiden tekrar haber alamazsınız. Ama genelde en az bir yerden size bir şeyler ulaşır. İşverenlerden birisi işe alım yapmayı düşünmektedir ama konuyu düşünmeye zamanı olmamıştır. Sizin mesajınız böyle bir zamana denk gelmiş olabilir. Bazen bir işveren sizi inceler, teklifini yapar ve bununla işi bitirmeyi ister. Eğer böyle olursa bir haftalık yatırımınız ve çabanız çok daha fazlasıyla geri gelmiş demektir.

 alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

7/1/2009 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

L’Oréal E-Strat Open Challenge

 Temel amaçları öğrencilerin kişisel ve profesyonel becerilerini geliştirmek ve L’Oréal’i ve şirketin çalışma modelini yansıtmak olan L’Oréal E-Strat Open Challenge, Episode 8 sonu itibariyle toplam 8 senede 128 ülkede 221.000 üzerinde öğrenci tarafindan oynanmıştır. Episode 9’da bu sayının artmasını bekliyoruz. Türkiye’den katılımcı sayısı da her yıl umutlandırıcı bir şekilde artış göstermektedir.

 

Daha önce Türkiye olarak dünya ve bölge derecelerine sahip olduğumuz bu oyun lisans 3. sınıf, 4. sınıf ve yükseklisans öğrencilerine yöneliktir. Lisans ve yükseklisans öğrencileri bir kategoride; MBA ögrencileri ise ayrı bir kategoride yarışırlar.

 

Öğrenciler, 3 kişilik bir takım kurup www.estrat.loreal.com sitesinden 3 Kasım 2008’ den itibaren kayıt yaptırabildikleri oyun boyunca uluslararası ürün portföyüne sahip bir kozmetik şirketinin Genel Müdürlüğü’nü üstlenirler. Pazar analizleri yapıp yönetimle ilgili stratejik kararlar alırlar. Takımın kendi şirketi lider olmaya çabalarken pazardaki rakip 4 sanal şirket de onlarla yarışır.

 

İlk aşama sonunda gerçekleşen elemeyi geçen öğenciler ileriki aşamalarda bir iş planı hazırlarlar ve bu iş planları L’Oreal yöneticileri tarafindan değerlendirilir. Değerlendirmeyi geçip uluslararası finale kalan 16 takımın çalışması etkileyici bir sunumla Paris’te L’Oreal yöneticilerine sunulur. Dünya 1.si olan kişilerin 10.000 € değerinde bir tatil kazanacağı yarışmanın bu noktasında öğrencilerin kendilerini ve şirketlerini nasıl ifade ettikleri başarı durumlarını en çok etkileyen unsurlar arasındadır.

 

 www.estrat.loreal.com

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »