Gençler gelecekten umutsuz MU?
http://www.akademimalatya.com/yazi.asp?yazi=39
“Bir Üniversitelinin İlk Kariyer Adımları” adlı yazımda bazı yerlere değindim. Ama yapılabilecekler bununla sınırlı değil. Bu saydıklarım genel olarak kendimize dışarıdan katkı sağlayabileceğimiz etkinlikler veya çalışmalardır. Bunun yanı sıra kendi iç dünyamızı unutmamız ve de sadece kariyer açısından bakmamamız gerekir. Ben biraz daha farklı açıdan bakmaya çalışacağım.
Üniversite öğrencisi arkadaşlarımızı gözlemlediğimde çoğu arkadaşımızda pek olumlu düşüncelerle karşılaşamıyorum. Görünen o ki çoğu genç geleceğimize umutsuz bakıyor. Zaten hep görmez miyiz gençlerle yapılan anket çalışmalarını, sonuç hep aynıdır “ Gençler gelecekten umutsuz!” Tamam, bu sonuçlara bakarsak yandık zaten ama şunu da biliyoruz ki gençler geleceğimizdir yani biz geleceğiz! Biz gelecek nesiller isek bizim başkalarından beklentimizin olmaması gerekir. Üniversiteye başlarken bir büyüğüm bana şöyle demişti “ Unutma Üniversite sana pek bir şey katmaz, ne yaparsan kendin yaparsın kendine yaparsın”
Benim iki şeye alerjim var, umutsuzluk ve pes etmek. Ama gördüğüm o ki gençler de sürekli bir yakınma, umutsuzluk ve durumlara karşı pes etme var. Sürekli durumları, olayları eleştirip çevresine umutsuzluk aşılayan kişileri gördükçe aklıma hep şu hikaye gelir, burada da paylaşmak istiyorum; “ Baba eve akşam saatlerinde gelir. Evin hanımı sofrayı hazırlamakla meşguldür. Baba biraz dinlenmek için televizyon karşısına oturduğunda çocuk oyun oynamaktadır ve çocuk babasına onu lunaparka götüreceğini hatırlatır masumane güzelliği ile. Baba ise yorgun bir şekilde şimdi olmaz daha sonra der. Çocuk biraz ısrar edince baba kendince bir çare düşünür, sen şimdi yukarıda ki dünya şeklinde ki puzzleını yapabilirsen seni lunaparka götüreceğim. Çocuk ise babasının verdiği sözü görünce hemen odasına koşar ama babası da kıs kıs gülmektedir, ne de olsa dünya haritasını ilk kez görecek hayatta bitiremez o puzzleı diye düşünür. Lakin kısa süre sonra çocuk odasından gelir ve bitirdiğini söyler, babası inanmaz ve pekte umursamaz. Çocuğun ısrarları üzerine odasına gider ve puzzleın gerçektende yapıldığını görür. Baba o şaşkınlıkla hemen sorar, nasıl yaptın bunu, nasıl dünya haritasını birleştirebildin? Çocuğun cevabı babayı daha da şaşırtır; o dünya resminin arkasında insan resmi vardı, insan resmini düzeltip puzzle da birleştirince dünya da tamamlandı. Çocuk babasından istediğini kazanmıştır ama bize de burada güzel bir anlam bırakmıştır. Gelecekten umutsuz olan gençliğe, çevresine, yaşadıklarına yakınan gençliğe şunu demek istiyorum, dünyanıza kızacağınıza siz değişin! Siz kendinizi değiştirmekle başlayın, eğer umutsuzsanız umut siz olun, eğer çaresizseniz çare siz olun! En azından çevrenizde ki olumsuzlukları görmek yerine bu konuda kendini geliştirmeye adamış, etrafına ve kendine olumlu şeyler kazandıran kişileri görün neler yapıyorlar biraz bakın. Hatta mümkünse onlara katılın, çünkü en azından siz bir şeyler yapamasanız da onlardan bir şeyler kaparsınız. Çoğu zaman imkanların içinde imkansızlığı görürüz. Yapabileceklerimiz yerine yapamayacaklarımızı düşünürüz. Halbuki isteklerimiz çoksa o zaman imkanlarımızı da çoğaltmalıyız, imkanlarımız az ise o zaman ya isteklerimizi azaltmalı ya da isteklerimizi elde edebilmek için emek vermeliyiz.
Üretken gençlik olabilmeliyiz. Sorunların parçası olmaktansa çözümlerde rol almalıyız. Üretebilmeliyiz, fikirlerimizi hayata geçirmeliyiz. Gerçekleşmeyen düşüncelerimiz faydasız düşüncedir. Gerçekleşmesi için uğraş vermeli ve üretken gençlik olma yolunca ilerlemeliyiz. Bunun sınırı yoktur. Şimdi size liste gibi şunları bunları yapın diyemem, bu sizin hayal gücünüze ve bakış açınıza bağlıdır. Sonuç olarak büyük düşünmeli, yakınmamalı, çözüm üretmeliyiz, üretemesek de çözümlerde rol almalıyız.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır