15/1/2009 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

Bir Haftada Nasil İŞ Bulunur...

Bir Haftada Nasil İŞ Bulunur...

Sonraki işinizi bir haftada bulmayı ister misiniz? Hiç de hoşunuza gitmeyecek bir dizi iş arama sürecini bu sürede tamamlayabilirseniz, bunu başarabilirsiniz. Daha da iyisi birden fazla iş teklifini aynı anda alabilirsiniz. Böylece hoşunuza giden işi, öğrenme ve gelişim fırsatlarını, mantıklı ücreti ve iyi bir yöneticiyi seçme ihtimaliniz artar.

İşte iş arama takviminiz:

Pazartesi

Özgeçmişinizi yazın: Özgeçmişiniz bir-iki tane SYÇ içersin. Karşılaştığınız bir Sorun, bu soruna Yaklaşımınız ve olumlu Çözümünüz. Kendi alanınızdaki insanlardan yazının son hali için geri dönüş alın.

Kendinizi pazarlamak için çalışın: Çalışacağınız konuşmaların her biri neden iş aradığınızı, aradığınız işte ne hedeflediğinizi ve ne kadar iyi olduğunuzu açıklamalı. İşte size 10 saniyelik bir konuşma örneği: "Şirketimiz küçülmek zorunda kaldı. Bu yüzden başka bir şirkette aynı pozisyonda iş arıyorum. İş aramak zorunda kalacağım aklımın ucundan bile geçmezdi - her zaman performans değerlendirmelerinde yüksek puanlar alırdım. Ama ne yaparsınız işler böyle yürüyor." 30 ya da 60 saniyelik konuşmalarda nasıl bir iş aradığınızdan bahsedin ve saygınlığınızı artıracak kanıtlar sunun.

Salı

Birlikte çalışmayı isteyeceğiniz 25 işvereni belirleyin. Hedeflediğiniz sektörde küçük ve gelişmekte olan şirketlere odaklanın. Şirketler arasından ulaşım konusunda mantıklı uzaklıktakileri tercih edin. Büyük Internet sitelerindeki küçük firmaların iş ilanlarına bakın. Bunlar büyüme yolundaki işverenlerdir ve genellikle sürekli eleman ilanları olur.

E-posta ya da telefon yoluyla, arkadaş çevrenizden size iş bulmanızda yardımcı olabilecek 25 kişiye ulaşın. Onlara 10 ya da 30 saniyelik konuşmalarınızla yaklaşın ve "Listemdeki bu 25 şirketten birilerini tanıyor musun? Ya da başka alternatif söyleyebilir misin?" deyin. Eğer uygunsa irtibatınıza özgeçmişinizi ve kapak yazınızı gösterin ve sizinle kendinizi denemeniz için mülakat yapmalarını isteyin.

Çarşamba

Arkadaş çevrenizden gelen ipuçlarını takip edin ve kendi 25 firmalık listeniz dışındaki işverenlere ulaşın. Onlara 30 saniyelik konuşmanızla yaklaşın. Bu aşamadan sonra daha çok dinleyip daha az konuşun. İşverenin ihtiyaçları ile ilgili sorular sorun. Eğer bir fikriniz varsa zaman ve durumun gerektirdiği biçimde incelikli olarak teklif edin. Örneğin, "Sizi dinlerken farkettim ki, size A işini yaparak yardımcı olabilirim. Ne dersiniz?" Eğer görüştüğünüz kişiyi etkilerseniz bir ya da iki tane SYÇ örneğinizi anlatın.

Her 25 işverenin Web sitesini ziyaret edin. Hedefinizdeki pozisyonlara başvurun. Kapak yazınıza, eğer varsa referansınıza atıfta bulunarak başlayın. Ondan sonra işverenin aradığı özelliklerin hangilerine nasıl sahip olduğunuzu teker teker açıklayın. Hedefiniz, bir hafta içinde, herkese açık olan 10 tane iş ilanına başvurmuş olmak.

Perşembe, Cuma ve (gerekirse) Cumartesi

Eğer listenizdeki 25 firmanın sitesinde iş ilanı yoksa, yönetim kurulu başkanına hitaben bir e-posta gönderin. Burada bir örnek bulabilirsiniz:

"ABC firmasının küçülmesi sırasında işten çıkarılan, operasyon yönetimi konusunda başarılı bir yöneticiyim. Şirketiniz dikkatimi çekti, çünkü sizin çalıştığınız bu alanda tecrübeliyim. Sitenizde gördüğüm (detay ekleyin) özelliği/bilgisi hoşuma gitti. Aynı zamanda itiraf etmeliyim şirketiniz evime 10 dakika uzaklıkta. Ekte özgeçmişimi bulabilirsiniz. Sizinle ya da görevlendireceğiniz bir kişiyle görüşme ve size nasıl yardımım dokunabileceği konusunda bilgi paylaşma fırsatım olursa çok sevinirim."

Eğer bir hafta içinde irtibata geçtiğiniz kişilerden haber alamazsanız durumu takip edin. Eğer gerekiyorsa sesli mesaj bırakın ve "ABC firmasının küçülmesi sırasında işten çıkarılan, operasyon yönetimi konusunda çalışan bir yöneticiyim. Sizden haber alamadığım için meşgul olduğunuzu düşündüm. Anlıyorum. Ama bazen bazı şeyler arada kaynayabiliyor. Bu yüzden bir sefer de telefonla aramayı uygun gördüm. Eğer siz ya da yöneticilerinizden bir kişi benimle görüşmeyi ya da nereye yönelebileceğim konusunda tavsiye vermeyi isterseniz, sizden gelecek bir mesaja minnettar kalırım. Telefon numaram (numarayı iki defa tekrarlayın). Teşekkürler." deyin.

İrtibata geçtiğiniz çoğu kişiden tekrar haber alamazsınız. Ama genelde en az bir yerden size bir şeyler ulaşır. İşverenlerden birisi işe alım yapmayı düşünmektedir ama konuyu düşünmeye zamanı olmamıştır. Sizin mesajınız böyle bir zamana denk gelmiş olabilir. Bazen bir işveren sizi inceler, teklifini yapar ve bununla işi bitirmeyi ister. Eğer böyle olursa bir haftalık yatırımınız ve çabanız çok daha fazlasıyla geri gelmiş demektir.

 alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

7/1/2009 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

L’Oréal E-Strat Open Challenge

 Temel amaçları öğrencilerin kişisel ve profesyonel becerilerini geliştirmek ve L’Oréal’i ve şirketin çalışma modelini yansıtmak olan L’Oréal E-Strat Open Challenge, Episode 8 sonu itibariyle toplam 8 senede 128 ülkede 221.000 üzerinde öğrenci tarafindan oynanmıştır. Episode 9’da bu sayının artmasını bekliyoruz. Türkiye’den katılımcı sayısı da her yıl umutlandırıcı bir şekilde artış göstermektedir.

 

Daha önce Türkiye olarak dünya ve bölge derecelerine sahip olduğumuz bu oyun lisans 3. sınıf, 4. sınıf ve yükseklisans öğrencilerine yöneliktir. Lisans ve yükseklisans öğrencileri bir kategoride; MBA ögrencileri ise ayrı bir kategoride yarışırlar.

 

Öğrenciler, 3 kişilik bir takım kurup www.estrat.loreal.com sitesinden 3 Kasım 2008’ den itibaren kayıt yaptırabildikleri oyun boyunca uluslararası ürün portföyüne sahip bir kozmetik şirketinin Genel Müdürlüğü’nü üstlenirler. Pazar analizleri yapıp yönetimle ilgili stratejik kararlar alırlar. Takımın kendi şirketi lider olmaya çabalarken pazardaki rakip 4 sanal şirket de onlarla yarışır.

 

İlk aşama sonunda gerçekleşen elemeyi geçen öğenciler ileriki aşamalarda bir iş planı hazırlarlar ve bu iş planları L’Oreal yöneticileri tarafindan değerlendirilir. Değerlendirmeyi geçip uluslararası finale kalan 16 takımın çalışması etkileyici bir sunumla Paris’te L’Oreal yöneticilerine sunulur. Dünya 1.si olan kişilerin 10.000 € değerinde bir tatil kazanacağı yarışmanın bu noktasında öğrencilerin kendilerini ve şirketlerini nasıl ifade ettikleri başarı durumlarını en çok etkileyen unsurlar arasındadır.

 

 www.estrat.loreal.com

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

16/12/2008 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

Yaratici Kalkinma Fikirleri Yarismasi

Yaratici Kalkinma Fikirleri Yarismasi, Dunya Bankasi ve ortaklari
tarafindan tüm dunyada Development Marketplace basligi altinda
küresel, bolgesel ve ulusal düzeylerde yürütülen bir hibe programidir.
Baslangic asamasinda bulunan ve potansiyel olarak kalkinmaya etkisi
yüksek yaratici projelere yarisma kapsaminda hibe saglanmaktadir.
Yaratici Kalkinma Fikirleri Yarismasi, 2009 yilinda Turkiyede Genclik:
Gelecegimiz sekillendirelim temasiyla duzenleniyor.
Yaratici Kalkinma Fikirleri Turkiye'de Genclik: Gelecegimizi
Sekillendirelim Yarismasi kapsaminda bugunun gencleri için yeni
düsünce sekli ve yeni baslangiclar olusturan her bir projeye 20.000
USD kaynak saglanacaktir.
Yarisma, her alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluslarina,
proje gruplarina (yas siniri olmaksizin en az iki kisiden olusan
gruplar), genclik topluluklarina (15-24 yas grubundan en az iki
kisiden olusan gruplar, genclik meclisleri, ögrenci topluluklari,
universite ogrenci konseyleri) meslek liselerine, kent konseylerine ve
belediyelere (bir sivil toplum kurulusuyla ortaklik kurulmasi
gereklidir) acik olmakla birlikte, sunulacak projelerin hedef
kitlesinin 15 -24 yas grubu olmasi gerekmektedir.
Yarisma hakkinda daha fazla bilgi almak için lutfen, yarismanin web
sitesini (www.yaraticifikiler.org) ziyaret ediniz.
Yarismaya göndereceginiz on proje teklifleri icin son basvuru tarihi
15 Subat 2009'dur. Basvurular www.yaraticifikirler.org ana sayfasinda
yer alan On Basvuru Formu' nun online olarak doldurulmasi yoluyla
kabul edilecektir. Lutfen web sayfasinda yer alan On Basvuru
Kilavuzu'nu dikkatlice okuyunuz.
Projenizi hazirlamadan önce www.yaraticifikirler.org 'un ana sayfanin
yan etiketlerinden (Online Egitim) giris yapabileceginiz, Proje
Dongusu Egitimi'ni tamamlamayi unutmayiniz!
Yaratici Kalkinma Fikirleri Yarismasi, asagidaki konu basliklari
kapsaminda düzenlenecektir. Konu basliklari altinda verilen alanlar
ornek olarak verilmis olup, proje konulari bu örneklerle sinirli
degildir.
Is Yasaminiz Baslarken: Gencler icin daha Fazla ve  Daha Iyi Isler Is
Imkânlarinin yaratilmasi, isler hakkinda  bilgi edinme, ise girme,
yeni bir isletmenin kurulmasi, is dünyasindaki gencler v.b.
Becerilerimizi Gelistirmek: Gencler için Daha Fazla ve Daha Iyi Egitim
Ögrendiklerinizi degistirmek, ögrenme seklimizi degistirmek, okuldan
is yasamina geçis, mesleki egitim, isyerinde ögrenme, rehberlik v.b.
Sesimizi Duyurmak: Genclerin Katilimi, Dâhil Edilmesi ve Calismasi
kizlarin ve genç kadinlarin guclendirilmesi, toplumda gencligin
ihtiyaclariyla ilgili farkindaligin arttirilmasi, enclerin toplum için
calismasi, savunmasiz ya da dezavantajli genclerin desteklenmesi,
yarinlar icin genclerin liderlik becerilerinin gelistirilmesi v.b.
Gelecegimiz icin Kopruler Kurmak: Ortaklarla Calismak Nesiller, sosyal
cevreler, bolgeler, ulkeler ve kulturler arasinda gonulluluk, ogrenme,
sanat, is dunyasi, girisimcilik, liderlik v.b. konularda uygulamaya
yonelik ortakliklar gelistirmek.

Iletisim icin;
Tel.: 0 312 419 87 31
Fax: 0 312 446 24 42
E-Posta : bilgi@yaraticifikirler.org

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

4/12/2008 · Kategori: Video

Bu video rekora koşuyor ! - İZLE


Video paylaşım sitesi Liveleak'te yer alan bir video 2 günde rekor sayıda izlendi. Peki görüntülerde ne var?

Otoyolda meydana gelen kazada, karşıya geçmek isteyen köpek, bir minibüsün altında kalarak yaralanıyor. Sürücüler, yolun ortasında yatan köpek için kılını bile kıpırdatmazken, başka bir köpek yaralanan arkadaşını kendi hayatı pahasına bakın nasıl kurtarıyor... İşte insanı düşünmeye sevk eden o görüntü...


VİDEO

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

4/12/2008 · Kategori: Yazilarim - EMRE URFALI

GELECEĞİN SERTİFİKASI VAR MI ?

 

        2000 li yıllarda artık bu eğitimleri almış olmak ve özgeçmişlerde belirtmek önemli bir hale geldi. Bu eğitimlerin çeşitliliği, yön vericiliği ve faydasının yanı sıra şirketler için de büyük önem taşır. Örnek vermek gerekir ise bir bankanın mülakatında şöyle bir durum gerçeklemiş; Mülakatın bir aşamasında özgeçmiş sahibinin katıldığı sertifikalı eğitimler konu olmuş ve aldığı birkaç eğitim göze çarpmış. Öncelikle üniversite eğitiminin yanı sıra aldığı temel bankacılık bilgileri ve kişisel gelişim eğitimlerini almış olması mülakatta diğerlerden farklı olduğunu göstermiş. Bu ve bunun gibi birçok sertifikalı eğitimlerden bir veya birkaçını alan biri aynı zamanda şunu da demektedir , ben kendime zaman ayırıyorum, başarılı olmak, ideallerime ulaşmak istiyor ve geleceğim için emek sarf ediyorum.
 

                Üniversite öğrencileri bu konuda artık daha şanslı. Birçok üniversite artık öğrencilerine sertifikalı eğitimler veriyor. Öğrencilerde kariyer hedefleri doğrultusunda bu eğitimlere ilgi gösteriyorlar. Çünkü artık öğrenciler arası rekabette olmak zorunda. Kendilerini geliştirmeleri, hedeflerine bir adım daha yaklaşabilmeleri ve bir konuda uzmanlaşabilmeleri için.

2000 li yıllarda insan kaynakları departmanları artık bunun öneminin farkında ve iş başvurularında önemli bir hal almıştır. Şirketlerin kendi internet sitelerinde ki özgeçmişleri doldururken de kesinlikle görürsünüz o kısmı “ katıldığınız seminerler,eğitim programları – aldığınız sertifikalar vs…” . Bir yönetici gözünden bakalım duruma. Milyonlarca üniversite mezunu var artık. Şirkete yüzlerce özgeçmiş yollanmış. Eleye eleye birkaç özgeçmiş kaldığında göze çarpanlar arasında alınan eğitimler mutlaka olacaktır. İşe başvuran kişi kendini ne kadar yetiştirmiş, hangi alanlarda uzmanlaşmış veya bunun için uğraş veriyor mu hala, hangi önemli isimleri dinlemiş veya eğitimine katılmış, sektörümüzle alakalı eğitimler almış mı, girmek istediği iş konusunda daha önce benzer eğitim almış mı?

Şirket için artık bu denli önemli. Çünkü artık herkes bilginin, uzmanlaşmanın öneminin farkında. Sertifikalı eğitimler size bunu sunuyor, uzmanlaşma. Şirketlerin çoğu alacağı kişinin yetkin ve bilgili olmasını ister. Elbette de kişinin bu eğitimleri almış olması şirketin de menfaatinedir. Ancak büyük şirketlerde farklı uygulamalarda var. Kendileri yetiştirmekte istiyorlar. Bu tarz eğitim alıp almadığı değil, önemli olanın şirketin eğitimini almış olması diyorlar. Bu şirket içi eğitim oluyor.

                Şunu tekrarlayalım, sertifikalı eğitimler bir kariyer basamağıdır. Özellikle üniversite öğrencilerinin önemsemesi gereken bir konudur. Çünkü zaman olarak en uygun zamandır. Mezun olduktan sonra vaktiniz o kadar olmayacak . Unutulmamalı ki bu en azından sizin azimli, istekli, öğrenme arzusu ve hedefleri olan biri olarak gösterir.

 

EMRE URFALI

emreurfali@gelisimakademi.com
ONE KARİYER ve GENÇLİK DERGİSİ - Kasım 2008

http://www.akademimalatya.com/yazi.asp?yazi=48




Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

4/12/2008 · Kategori: Video

Bu film gerilim severler için: Kara Delik

Sinema tutukunları ve gerilim sevenler için harika bir kısa film: Kara Delik. Yılın ödüllü kısa filmi sanal alemde gayrı resmi seyirci rekorları kırmayı sürdürüyor. Katkımız olsun istedik:

 

Virgin Media Shorts 2008 Festivalinde büyük ödüle layık görülen Black Hole (Kara Delik) filmi intennetin en çok izlenen videoları arasında yer alıyor.

Phil and Oily tarafından yazılıp yönetilen bu kısa film bir ofis çalışanının hiç beklemediği bir anda keşfettiği kara deliği metafor olarak kullanarak insanoğlunun hırsının sınırlarını sorguluyor...

 (Haber 7)
http://www.haber7.com/haber/20081204/Bu-film-gerilim-severler-icin-Kara-Delik.php

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

22/11/2008 · Kategori: HABERLER

Giyilebilir battaniyelere ilgi arttı

Uşak'ta bir firma tarafından üretilen giyilebilir battaniyelerin büyük ilgi gördüğü, özellikle kış ayları soğuk geçen ülkelerden talep geldiği bildirildi.

Sesli Tekstil Müşteri İlişkileri Yöneticisi Zeki Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıldır ürettikleri giyilebilen ve ''televizyon battaniyesi'' adı verilen siparişleri yetiştirmekte güçlük çektiklerini belirterek, üzerinde fermuar ve çıt çıt bulunan giyilebilir battaniyenin çok ilgi gördüğünü söyledi.

İskandinav ülkeleri ve Almanya başta olmak üzere kışı çok soğuk geçiren ülkelerden sipariş aldıklarını anlatan Çelik, Türkiye'nin en büyük battaniye üreticisi firmaları arasında yer aldıklarını kaydetti.

Pamuk ve akrilik ağırlıklı ham maddeden elde ettikleri televizyon battaniyesinin hafif kumaştan üretildiğini ifade eden Çelik, şu bilgileri verdi:

''İnsanların ev içerisinde günlük ihtiyaçlarını rahatlıkla yapabileceği, üzerinde taşırken kişiye herhangi bir hareket güçlüğü vermemesi için fermuar ve çıtçıtlar ilave edilen bu battaniye, çamaşır makinesinde yıkanabiliyor ve uzun yıllar kullanılabiliyor. Ev ortamında hiçbir ısınma aracı kullanılmadan dahi kişi bu battaniyeyi giyerek sıcak bir şekilde hayatını sürdürebilir.''

''Günde 6 bin battaniye üretim kapasitesine sahip firmamızda şu an tam kapasite üretim yapıyoruz. Hatta üç aylık üretim kapasitemiz aldığımız siparişler nedeniyle doldu. Şu an yeni siparişlere cevap veremiyoruz'' diyen Çelik, geçtiğimiz yıl Rusya, Gürcistan ve Avrupa ülkeleri arasında yaşanan doğal gaz krizinin talebi etkilediğini ileri sürdü.

İç piyasadan da bu battaniyeye büyük talep beklediklerini kaydeden Çelik, bu battaniyelerin fiyatının normal battaniye fiyatından biraz pahallı olduğunu, ancak yıkanabilir ve uzun ömürlü olmasının büyük avantajı sağladığını anlattı.

(aa)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

18/11/2008 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

İşe aldıran can alıcı cevap...

Bir iş için mülakata alındınız ve size cevabı yanlış ya da doğru olmayan bir soru sordular. Sadece göstereceğiniz refleks önemli. İşte o soru ve cevabı:

Japonya'da saygın bir firmada yönetim, işe girmek isteyenlere bir soru sormuş ve soruya uygun cevabı veren kişiyi de işe almışlar.

Sorunun ilginçliği bu sorunun doğru ya da yanlış cevabının olmaması...

Yağmur bulutları apaçık çok şiddetli bir fırtınanın gelmekte olduğunu söylüyor.

Karanlık yağmurlu bir gece, şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, tam bir fırtına var ve siz arabanızla gece saat 02.00'da yoldasınız.

Genelde tek başınıza yolculuk yapıyorsunuz ve o akşam da öyle yaparak ıssız bir yolda ilerlemeye başladınız...

Arabanız iki kişilik. Ve ileride bir otobüs durağı görüyorsunuz.

Arabanızla otobüs duraklarının yanından geçerken oracıkta bekleyen insanlar sizi hep hüzünlendirmiştir oldum olası...

Çünkü otobüs durakları size geçmişinizi hatırlatmaktadır...

Ve işte o yağmurlu ve fırtınalı gecede otobüs durağına yaklaşınca 3 kişinin beklemekte olduğunu fark ettiniz.

Bunlardan; Birincisi bir doktor. Sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış.

İkinci kişi, çok yaşlı ve neredeyse ölmek üzere olan birisi.

Üçüncüsü ise, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak istediğiniz birisi...

Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişilik yer var.

Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız?

Hemen cevap vermeniz gerekmiyor. Düşünün unutmayın doğru ya da yanlış cevap yok. Sizin tercihin önemli sadece...

Görüşmeye girenlerin cevapları şöyle olmuş:

A) Hasta adamı en yakın hastaneye götürelim.

B) Doktor daha önce hayatımı kurtardığı için onu alırdım.

C) Manen düşünürsem tabii ki hasta adamı alırdım ama kendi geleceğimi ve hayatım için her zaman tanışmayı arzuladığım bu kadını arabaya alırdım.

 Görüşmeye katılanların yüzde 90'ı aynı cevabı vermiş; "Yaşlı adamı alırdım"

 Ama bir kişi farklı bir cevap vermiş ve o kişiyi işe almışlar...

İşte işe aldıran o cevap: Arabadan inip anahtarı doktora veririm, doktor benim hayatımı kurtardığı gibi yaşlı adamı da hastaneye yetiştirip hayatını kurtarabilir. Böylece ben de hayatımın insanıyla otobüs durağında baş başa kalır onu tanıma fırsatını yakalarım.

Bu çok düşünülmeyecek bir cevap değil ama insanoğlu bencildir ve hiç kimse arabasını vermeyi düşünememiş. Ya siz?


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

10/11/2008 · Kategori: Yazilarim - EMRE URFALI

Gençler gelecekten umutsuz MU?

 http://www.akademimalatya.com/yazi.asp?yazi=39

                “Bir Üniversitelinin İlk Kariyer Adımları” adlı yazımda bazı yerlere değindim. Ama yapılabilecekler bununla sınırlı değil. Bu saydıklarım genel olarak kendimize dışarıdan katkı sağlayabileceğimiz etkinlikler veya çalışmalardır. Bunun yanı sıra kendi iç dünyamızı unutmamız ve de sadece kariyer açısından bakmamamız gerekir. Ben biraz daha farklı açıdan bakmaya çalışacağım.

                Üniversite öğrencisi arkadaşlarımızı gözlemlediğimde çoğu arkadaşımızda pek olumlu düşüncelerle karşılaşamıyorum. Görünen o ki çoğu genç geleceğimize umutsuz bakıyor. Zaten hep görmez miyiz gençlerle yapılan anket çalışmalarını, sonuç hep aynıdır “ Gençler gelecekten umutsuz!” Tamam, bu sonuçlara bakarsak yandık zaten ama şunu da biliyoruz ki gençler geleceğimizdir yani biz geleceğiz! Biz gelecek nesiller isek bizim başkalarından beklentimizin olmaması gerekir. Üniversiteye başlarken bir büyüğüm bana şöyle demişti “ Unutma Üniversite sana pek bir şey katmaz, ne yaparsan kendin yaparsın kendine yaparsın”

                Benim iki şeye alerjim var, umutsuzluk ve pes etmek. Ama gördüğüm o ki gençler de sürekli bir yakınma, umutsuzluk ve durumlara karşı pes etme var. Sürekli durumları, olayları eleştirip çevresine umutsuzluk aşılayan kişileri gördükçe aklıma hep şu hikaye gelir, burada da paylaşmak istiyorum; “ Baba eve akşam saatlerinde gelir. Evin hanımı sofrayı hazırlamakla meşguldür. Baba biraz dinlenmek için televizyon karşısına oturduğunda çocuk oyun oynamaktadır ve çocuk babasına onu lunaparka götüreceğini hatırlatır masumane güzelliği ile. Baba ise yorgun bir şekilde şimdi olmaz daha sonra der. Çocuk biraz ısrar edince baba kendince bir çare düşünür, sen şimdi yukarıda ki dünya şeklinde ki puzzleını yapabilirsen seni lunaparka götüreceğim. Çocuk ise babasının verdiği sözü görünce hemen odasına koşar ama babası da kıs kıs gülmektedir, ne de olsa dünya haritasını ilk kez görecek hayatta bitiremez o puzzleı diye düşünür. Lakin kısa süre sonra çocuk odasından gelir ve bitirdiğini söyler, babası inanmaz ve pekte umursamaz. Çocuğun ısrarları üzerine odasına gider ve puzzleın gerçektende yapıldığını görür. Baba o şaşkınlıkla hemen sorar, nasıl yaptın bunu, nasıl dünya haritasını birleştirebildin? Çocuğun cevabı babayı daha da şaşırtır; o dünya resminin arkasında insan resmi vardı, insan resmini düzeltip puzzle da birleştirince dünya da tamamlandı. Çocuk babasından istediğini kazanmıştır ama bize de burada güzel bir anlam bırakmıştır. Gelecekten umutsuz olan gençliğe, çevresine, yaşadıklarına yakınan gençliğe şunu demek istiyorum, dünyanıza kızacağınıza siz değişin! Siz kendinizi değiştirmekle başlayın, eğer umutsuzsanız umut siz olun, eğer çaresizseniz çare siz olun! En azından çevrenizde ki olumsuzlukları görmek yerine bu konuda kendini geliştirmeye adamış, etrafına ve kendine olumlu şeyler kazandıran kişileri görün neler yapıyorlar biraz bakın. Hatta mümkünse onlara katılın, çünkü en azından siz bir şeyler yapamasanız da onlardan bir şeyler kaparsınız. Çoğu zaman imkanların içinde imkansızlığı görürüz. Yapabileceklerimiz yerine yapamayacaklarımızı düşünürüz. Halbuki isteklerimiz çoksa o zaman imkanlarımızı da çoğaltmalıyız, imkanlarımız az ise o zaman ya isteklerimizi azaltmalı ya da isteklerimizi elde edebilmek için emek vermeliyiz.        

                Üretken gençlik olabilmeliyiz. Sorunların parçası olmaktansa çözümlerde rol almalıyız. Üretebilmeliyiz, fikirlerimizi hayata geçirmeliyiz. Gerçekleşmeyen düşüncelerimiz faydasız düşüncedir. Gerçekleşmesi için uğraş vermeli ve üretken gençlik olma yolunca ilerlemeliyiz. Bunun sınırı yoktur. Şimdi size liste gibi şunları bunları yapın diyemem, bu sizin hayal gücünüze ve bakış açınıza bağlıdır. Sonuç olarak büyük düşünmeli, yakınmamalı, çözüm üretmeliyiz, üretemesek de çözümlerde rol almalıyız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

5/11/2008 · Kategori: HABERLER

Hangi üniversitesinin kaç bilimsel yayını var?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2007 yılında en çok bilimsel yayın yapan üniversiteler ile öğretim üyesi başına düşen yayın oranını belirledi.

YÖK'ten alınan bilgiye göre, bilimsel yayın sıralamasında İstanbul Üniversitesi, öğretim üyesi başına düşen yayın oranına göre ise TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ilk sırada yer aldı.    

''Tam makale''ler dikkate alınarak yapılan sıralamaya 2006 yılında kurulan 15 yeni üniversite ile birlikte toplam 93 üniversite dahil edildi. Öğretim üyesi sayısı, ÖSYM'nin 2006-2007 yılı Yükseköğretim İstatistikleri kitabından alınarak belirlendi.    

Üniversitelerdeki bilimsel yayın sayıları sıralamasında İstanbul Üniversitesi 1254 bilimsel yayın ile ilk sırada yer alırken, bunu 1034 yayın ile Hacettepe Üniversitesi ve 980 yayın ile Ankara Üniversitesi izledi.    

Öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında ise ilk sıraları genellikle vakıf üniversiteleri aldı. Birinci sırada TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi yer alırken, ikinci sırada yeni kurulan üniversitelerden Bozok Üniversitesi, üçüncü sırada ise Başkent Üniversitesi bulunuyor.

Bilimsel yayın sayılarına göre yapılan sıralamada hiç yayını bulunmayan Çağ Üniversitesi son sırada yer alırken, Mimar Sinan Üniversitesi 2, Amasya Üniversitesi ise 3 bilimsel yayına sahip. Çağ Üniversitesi öğretim üyesi başına düşen yayın sıralamasında da son sırada yer alıyor.

Yeni kurulan 15 üniversitenin kendi aralarındaki sıralamasında Düzce Üniversitesi 60 bilimsel yayın ile ilk sırada bulunurken, bunu 29 bilimsel yayın ile Bozok Üniversitesi, 25 bilimsel yayın ile Rize Üniversitesi izliyor. Bilimsel yayınların üniversitelere göre genel sıralamasında ise Düzce Üniversitesi 59, Bozok Üniversitesi 65 ve Rize Üniversitesi ise 66'ıncı sırada.

2007 yılında yayın sayıları sıralamasına göre üniversiteler şöyle:        


ÜNİVERSİTE ADI BİLİMSEL YAYIN SAYISI        

1. İstanbul Üniversitesi 1254    

2. Hacettepe Üniversitesi 1034    

3. Ankara Üniversitesi 980    

4. Gazi Üniversitesi 863

5. Ege Üniversitesi 783    

6. ODTÜ 692

7. İstanbul Teknik Üniversitesi 575    

8. Dokuz Eylül Üniversitesi 503    

9. Erciyes Üniversitesi 477

10. Ondokuz Mayıs Üniversitesi 472


2007 yılında öğretim üyesi başına düşen yayın oranları ise şöyle:        

ÜNİVERSİTE ADI BİLİMSEL YAYIN ORANI        

1. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 1.46 

2. Bozok Üniversitesi 1.32

3. Başkent Üniversitesi 1.30    

4. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1.04

5. Koç Üniversitesi 1.00

6. ODTÜ 0.95    

7. Erciyes Üniversitesi 0.87

8. Bilkent Üniversitesi 0.84

9. Çankaya Üniversitesi 0.82

10. Atılım Üniversitesi 0.78

 

(aa) 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »