13/10/2008 · Kategori: Yazilarim - EMRE URFALI

Bir Üniversitelinin İlk Kariyer Adımları - Emre URFALI/Akademi M

Bir Üniversitelinin İlk Kariyer Adımları

images/kariyer.gif

Üniversitelinin tutkusudur, hedefidir kariyer. Onun gelecek düşüncelerinde hep o vardır, "kariyer".
Kimi çok büyük bir şirkette yönetici olmak ister, kimisi sadece para kazanmak ister, kimisi her işi yaparım diyip ünlü markalarda bulunmak ister, kimisi kariyer de yaparım çocukta der. Peki ne kadarı gerçekten hedef olabiliyor veya yaptıklarımız hayalimiz ile hedeflerimiz ile ne kadar uyuşuyor. Hayallerimiz, hedeflerimiz ne kadar gerçekçi ?
İstediğimiz kariyer için ne zaman, neler yapmalıyız?

Hayalleri Olan İnsan Durdurulamaz

Çok hoşuma giden bir kitap vardı onun ismi her şeyi anlatıyor aslında; Hayalleri Olan İnsan Durdurulamaz; . Burada da dediği gibi, durdurulamaz gerçekten hedefine hayaline bağlı bir insan.
Çabalar, emek verir ulaşmak için, doğru yoldan gitmeye çalışır. Zaten onun doğru yolu hedefine, hayaline giden yoldur. Zaman zaman ne yapması gerektiğini bilemese de öğrenmek için çabalar. Hatta bazen sonuç istemediği gibi olsada hedefine ulaşma çabası ona zaten yetecektir. Derler ya, eğer yıldızlara ulaşmayı istiyorsan gökyüzünü hedefleyeceksin kendine ve gökyüzüne ulaşmaya çalışacaksın. Peki az önceki sorular gibi biz ne kadar hayal kuruyoruz veya ne hedeflerimiz var? Şöyle sorsak peki sizce, "Kariyer" bir hedef midir, hayal midir, yoksa bir araç mıdır ?

Bir üniversiteli daha okurken adımlarını atacak;

Üniversite de geçen zamanda yapılanlar sanki hayatımızda nakış işler gibi, halı, kilim dokur gibi olacak.
Bir üniversiteli önce gerçek bir hedef seçecek kendine. Hedef, zengin olmak, araba almak, zengin eş bulmak, bir bankanın müdürü olmak, marka bir kurumda olmak vs. değildir. Hedefte adres tam olarak bellidir. Bazıları hedefini küçük tuttuğu için bakış açısını genişletemediği için yaptıkları da o orantıda küçülüyor. Bir hedef bir bankanın şubesinde olmak mıdır yoksa o bankanın genel merkezinde karar mekanizmasında olabilmek midir? Biri bir bankada veznedar olmak ister, biri bankada uzman olmak ister, diğeri müdür olmak ister, bir diğeri ise bankanın sahibi olmak ister. Öncelikle bir hedefiniz olsun. Bir üniversiteli hedefini değiştirebilir çünkü öğrenme sürecindedir. Vaktini iyi değerlendirmeli hedefine sadık olmalıdır. O hedefi orda onu bekliyordur. Sadık kalınmazsa beklemek için bir nedeni olmaz "hedefimizin". Elimizden uçup gider. Bu yüzden de fırsatları iyi değerlendirmek gerekir.

Fırsatlardan biri verilen zamandır!

Üniversite de geçen zaman en verimli kullanılabilecek zamandır. Hedefe giden doğru yolda zaman, kullanılması gereken en önemli kaynaktır. Hedefe giden yolda atılması gereken ilk adımlardan biri de üniversite de yapılan çalışmalardır. Verilen ödevler bile aslında güzel çalışmalarla sonuçlanır. Ödevlerini çok güzel bir disiplinle yapan biri iş dünyasında da hiç sıkıntıya uğramayacaktır o disiplinini kaybetmediği sürece. Diğer çalışmalar da kulüplerde, topluluklarda veya derneklerde gerçekleştirilebilir. Hedefine uygun bir kulüp ile doğru, yararlı çalışmalar gerçekleştirme imkanına sahip olabilirsiniz. Bundan kesinlikle faydalanın.Takım çalışması karşınıza her zaman çıkacaktır.

Okumak Okumak Okumak

Kariyer adımlarımızda etkili yöntemlerden biri de elbette araştırıp, okumaktır. Olmak istediğiniz kişileri veya bulunmak istediğiniz mevkideki kişileri araştırın. Özellikle biyografilerini okuyun. Kendinizi onların yerinde hayal edin ve şimdiye bakın. Eksiklerinizi görebilir, tamamlayabilirsiniz. Kişisel gelişim bitmeyen bir süreçtir, bunu unutmayın.

Hata yapmaktan korkmamalısınız. Siz ilerde en doğruları yapan kişi olmak istiyorsanız, bırakın şimdi hata yapın. Tecrübe kazanmak bir üniversitelinin en önemli ihtiyacıdır. Çalışmalarınızın hepsi bir tecrübedir. Stajlar bir tecrübedir. Ödevlerinizde bir tecrübedir. Büyük bir iş adamına sormuşlar tecrübeyi nasıl tanımlarsınız diye, hatalarım demiş.
Son olarak; bir üniversiteli kendini geliştirmez, sadece derslerimi geçeceğim der ise, sıkıntıya düşmesi kaçınılmazdır. Üniversiteyi yeni kazanan arkadaşlarımız umarım kendi yolunuzu erken çizebilirsiniz. Hepinize başarılar.

http://akademimalatya.com/yazi.asp?yazi=14

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

10/10/2008 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

Kızılay, Kulüpleri Antalya’ya Götürüyor

Kızılay, Türkiye’deki genç nüfusu Kan Bağışı konusunda bilinçlendirmek amacıyla Hedef 25 Programı adı altında üniversite kulüplerini 26 Ekim-01 Kasım tarihleri arasında Antalya Kemer’e gönderiyor.

 

Bu programla Türkiye’deki genç nüfusunun öz kaynaklarının harekete geçirilmesi yoluyla, yine genç nüfusun 25 yaşına kadar Kan Bağışı konusunda bilinçlenmelerini ve “Gönüllü, Sürekli ve Bilinçli” Kan bağışçıları olmalarını ve ileri nesillerdeki bilinci oluşturmalarının sağlanmak isteniyor.

Türkiye’de 18–27 yaş grubu genç neslin nüfusu 15 milyondur. Bu genç nüfusun bir kaç yıl sonra erişkin yaş grubunu oluşturmaya başlayacağı düşünüldüğünde gençleri ortak alabilecek çalışmaların bir kaç yıl içerisinde toplumun genelini de etkileyebileceği öngörülebilmektedir.

Özellikle eğitim çalışmalarda hem onların kendi yaşamlarında kullanalabilecekleri bilgiler kazandırılabilmeli ve hem de kan bağışı bilincine ve Kan bağışçısı kazanabilmek konularında donanımları sağlanabilmelidir. Bu durumda karşılıklı bir fayda ve dolayısıyla toplumsal bir faydanın temeli atılacaktır. Bu çalışmaların devamı da beraberinde getirildiği takdirde hazırlanabilecek bu program sonucunda Kan Bağışı konularında ve bireysel başarılar konusunda kısmen donanımlı genç bir nesil oluşmaya başlayabilecektir. Bu da beraberinde Güvenli ve Sürekli Kan Bağışının sağlanmasını getirebilecektir.
 
Şu anda Kızılay tarafından 'Hedef 25 Program' adı altında bir program hazırlanmaktadır. Bu program söz konusu paydaş kitlenin yılda 1 kere eğitimlerini, Kan Kampanyalarını (yarışma kampanyaları ve eğitim programlarına paralel olarak Uluslararası projeler hazırlanmasını, televizyon ve radyo reklamlarını, standart hale getirilmiş eğitim materyallerini) içerecektir.

Programa katılmak isteyenler 14 Ekim 2008 tarihine kadar Metin Soylu Yerleşke2023 Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü’ne www.yerleske2023.com adresinden ulaşabilirler.
Cep: 0 532 647 05 80  ya da  Ofis: 0 212 351 70 23-24
 
İnternetten müracatlarınızı ise yerleske2023@gmail.com adresin adınızı, soyadınızı, üniversite, kulüp, cep telefonunuzu e-mail adresinizi yazarak bildirebilirsiniz.

Gidiş-Dönüş ve Konaklama-Yeme-İçme tüm masraflarınız Kızılay tarafından karşılanacaktır.

http://www.uniaktivite.net/aktiviteler/8365/kizilay_kulupleri_antalya_ya_goturuyor

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8/10/2008 · Kategori: HABERLER

Başarılı gençler bu adreste! www.basariligencler.com

www.basariligencler.com
MURAT TOKAY
Başarılı olmayı kim istemez ki? İyi bir eğitim almak, iyi bir iş sahibi olmak her gencin hayalidir. Diplomalı işsizlerin her geçen gün çığ gibi büyüdüğü ülkemizde bunu gerçekleştirmek öyle kolay değildir.

Ama bugün çok önemli kurumlarda ciddi sorumluluklar alan gençlerin sayısının her geçen gün arttığı da bir gerçek. Yolun başındaki her genç akranlarının bu başarısını merak eder. Onların tecrübelerinden faydalanmak ister. Peki bu arkadaşlar başarıya nasıl ulaştılar? Nasıl bir hikayeleri var? Genç yaşta bu kariyere ulaşmak için neler yaptılar? İşte İbrahim Eryiğit de bu soruların peşine düşen gençlerden birisi. http://www.basariligencler.com’un kurucusu ve editörü. 25 yaşında.

basariligencler.com 7 Nisan 2008’de bir kitaplaştırma projesinin web yayını olarak kuruldu. Sitede bugüne kadar 19 gençle yapılan röportaj yayınlandı. Röportajları İbrahim Eryiğit yapıyor. Site genç kalemlere de açık. Mihraç Cerrahoğlu, Sinan Gülebaş, Ubeydullah Tanrıöver, Mehmet Cihangir gibi genç isimler de yazılarıyla başariligencler.com’a destek veriyor. Sitenin üyelik sistemi yok. Herkes siteye girip yazılanları okuyabiliyor, yorum yapabiliyor. “başariligençler”in ‘facebook’ta da bir grupları var. Sitede yakın zamanda “genç köşe yazısı” yarışması olacak.

Sitenin yöneticisi İbrahim Eryiğit, kendi alanında başarılı gençlerin röportajlarının yer alacağı bir platform oluşturmak amacıyla yola çıktığını söylüyor. Eryiğit, kuruluş amaçlarını şöyle açıklıyor: “Başarılı gençlerle yapacağımız röportajlarla onları yakından tanıyacak ve onlardan bir şeyler öğrenerek motivasyonumuzu artırmaya çalışacağız. Bununla birlikte ‘Genç Köşe’ ile okuyucu gençlerimizin daha başarılı olabilmesi için bir rehber olma amacındayız. Her geçen gün kendini geliştirmenin etkisiyle gençlerin ve kendini genç hissedenlerin buluşacağı bir portal olan basariligencler.com iyiyi, güzeli, doğruyu, samimi ve faydalı olanı verebilirse kendini mutlu sayacaktır.”

İbrahim Eryiğit, projenin birçok insandan takdir görmesinin kendisini mutlu ettiğini belirtiyor. “Böyle bir çalışmaya gerçekten çok ihtiyaç varmış inanın.” diyen Eryiğit “Umudumu bu proje ile kazandım.” ya da “Hayatın anlamını kaybetmeye başlarken buraya rastgeldim.” tarzında yorumlar aldığını söylüyor.

Sitede röportajına yer verilen gençlerin çoğu 1980 yılından sonra doğmuş. Başarı öykülerine yer verilen isimler şöyle: Abdülbaki Yavuz, Erdem Genç, Ezgi Harmancı, Ali Rıza, Efe Sıvış, Münteha Mangan, Betül Cemre Yıldız, Gökhan Okur, Tuğba Karademir, Selim Şumlu, Aykut Karaalioğlu, Emrah Kaya, Mehmet Bahadır Er, Nurettin Özdoğan, Ceren Karaçayır, Tamer Şahin, Mihraç Cerrahoğlu, Hakkı Alkan, Ozan Karakoç.

Nasıl başardıklarını anlatıyorlar

Abdülbaki Yavuz’la Altın Portakal’a aday en genç yönetmen seçildiği için görüşülmüş. 8 yaşında Türkiye’ye ilk altın madalya kazandıran Tuğba Karademir bugün 23 yaşında. Karademir de sitede başarı hikayesini anlatan gençlerden. Adı Yok dergisinin editörü Ezgi Harmancı (21) ile şiir ve edebiyat üzerine konuşulmuş. Harmancı yazıyla ilgili kendisine bir gelecek tasarlayanlara şöyle sesleniyor: “Yazmak için birikim gerekli. Çok okumak, insanı anlamak, düşünmek, hissetmek gerek. Kimse yazar doğmuyor. Yazmayı öğrenene kadar çaba göstermek lazım. Ben de bu yolda yürüyorum. Tavsiye değil paylaşım olur yani söylediklerim yalnızca. Bu iş gerçekten sevmeden olmuyor.” Dünya 3.sü satranççımız Betül Cemre Yıldız (19) da bu spora nasıl başladığını, başarıyı nasıl yakaladığını anlatıyor. “Herkesin satranç oynaması gerektiğine inanıyorum. Profesyonel olmasa da hobi olarak insanın hayatına yardımcı olabilecek bir spor.” diyor. Sitede başarı hikayesiyle yer alanlardan biri de Zaman Gençlik okurlarının yakından tanıdığı bir isim: Nurettin Özdoğan. Özdoğan, 22 yaşında. Üniversite son sınıf öğrencisi. Dünyanın en büyük yönetim danışmanlık firmalarından birinde çalışıyor; köşe yazarı, TV programcısı gibi sıfatları başarıyla taşıyor. 25 yaşında 3 şirketin ortağı olan Erdem Genç de, girişimciliğini genç arkadaşlarıyla paylaşıyor. Genç, “Sürekli çabalamak, kurcalamak lazım. Sürekli bir çaba sonucunda mutlaka bir şeyler oluyor, bir sonuç alıyorsunuz. Bir de yanınızdaki insanlar çok önemli. Mutlaka sırtınızı güvenle yaslayacak iyi birer ortakla yola çıkmanızı veya en azından yakın çalıştığınız kişilerin bu şekilde olmasını öneririm.” diyor. National Geographic Dergisi 2007 yılı fotoğraf yarışmasında İnsan kategorisinde Türkiye birinciliği ve dünya ikinciliği alarak adını duyuran fotoğraf sanatçısı Ceren Karaçayır ise fotoğrafa ilgi duyanlarla tecrübelerini paylaşıyor. m.tokay@zaman.com.tr

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8/10/2008 · Kategori: HABERLER

Gençler işsizlikten eşsizlikten evsizlikten korkuyor

H. Salih Zengin
‘Geleceğimizin umudu’ diye nutuklar attığımız gençlerimizin geleceğe dair umutsuz olduğu ortaya çıktı. Necip Fazıl’ın “Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik...” diye övdüğü, Nihal Atsız’ın “Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.

Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.” dediği gençliğin yerinde adeta yeller esiyor. Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğretim görevlileri Doç. Dr. Emine Özmete ve Dr. Ayşe Sezen Bayoğlu’nun 300 öğrenci ile yaptığı “Gençlerin toplumsal refah ile ilgili konularda geleceğe bakışları” adlı araştırmanın sonuçlarına göre, üniversiteli gençler gelecek konusunda oldukça karamsar. Gençlerin toplumun geleceği ve toplumsal refah açısından en çok kaygı duydukları konular arasında iş bulma imkanlarının gittikçe zorlaşması (% 93,3), yeterince para kazanamama ile ilgili kaygıların artması (% 90,6), meslek seçiminin çıkmaza girmesi (% 90) ve toplumdaki evsiz, yoksul ve muhtaç insanların sayısının artması (% 88,3) ilk sırayı alırken, % 89,3’ü de madde bağımlılığının ve alkolizmin yaygınlaşmasından kaygı duyuyor. Gençlerin çoğunluğu da (% 71,3) toplumun depresyona sürüklendiği fikrinde. Psikiyatrist Cemal Dindar, gençlerin iyi bir iş-iyi bir aş-iyi bir eş’e dair düşlerini kaybettiklerini ve her kayıptan sonra olduğu gibi bu düşlerin yasını tutmaya başladıklarını, bunun da gençleri depresyon ve benzeri ruhsal rahatsızlıkların içine iteceği uyarısında bulunuyor. Araştırmayı yorumlayan sosyolog Doç. Dr. Vehbi Başer ise araştırmanın Türkiye’de gençlerimiz arasında ne tür kaygıların yaygın olduğu sorusuna cevap veren bir araştırma olamayacağını ve genele teşmil edilemeyeceğini ancak bunun yapılması gereken çalışmaların belki ilk basamağında yer alan bir araştırma olduğunu kaydediyor.

Yıllardan beri çok genç bir nüfusa sahip bir ülke olduğumuzu söyleyerek gururlanıyoruz. Eh Avrupa ülkelerindeki nüfus dağılımına bakınca bu gururu hak ettiğimiz söylenebilir elbet. Ancak her yıl üniversiteye adım atan binlerce genci kara kara düşündüren bir olgu var: Gelecek kaygısı… Yükseköğretimin sadece % 10’unun teknik ve sağlık eğitimi, %30’unun da sosyal eğitimnden oluştuğunu düşünürsek mezun olanların büyük çoğunluğunun işsizlik sorunuyla karşı karşıya geleceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Eğitimin üretimden ziyade sosyal eğitime dönük olması nedeniyle karşılaşılan bu sorun, her yıl diplomalı işsiz sayısının da katlanmasına yol açıyor haliyle.

20 milyon öğrenciye sahip Türkiye’de her yıl 1,5 milyon yeni kişinin çalışma hayatına girdiği ve sahip olduğumuz 125 üniversiteden her yıl 250 bin civarında öğrencinin mezun olduğu göz önüne alınırsa işsizlik sorununun gençlerde büyük bir paniğe neden olabileceğini söyleyebiliriz. Ülkemizde ise gençlerin toplumsal refah algılarını konu alan çalışmaların sayısı oldukça yetersiz olsa da geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma gençlerin toplumsal refah ile ilgili konularda geleceğe bakışlarını ortaya koyması açısından anlamlıydı. Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğretim görevlileri Doç. Dr. Emine Özmete ve Dr. Ayşe Sezen Bayoğlu’nun yaptığı “Gençlerin toplumsal refah ile ilgili konularda geleceğe bakışları” adlı araştırmanın sonuçlarına göre üniversiteli gençler gelecek konusunda oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Ankara, Gazi ve Hacettepe üniversitelerinden 168’i kız, 132’si erkek toplam 300 genç ile karşılıklı görüşme tekniğiyle yapılan araştırma ilginç sonuçlara sahip. Ancak Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Vehbi Başer, bu araştırmanın genelleme yapmak için yeterli bir çalışma olmadığına dikkat çekiyor. “Türkiye’de gençlerimiz arasında ne tür kaygıların yaygın olduğu sorusuna cevap veren bir araştırma değil; bu soruya cevap aramak noktasında, yapılması gereken çalışmaların belki ilk basamağında yer alan bir çalışma. Zaman içinde bu çalışmada kullanılan ölçek geliştirilerek geçerlilik ve güvenilirliği ortaya konduktan sonra, -yükseköğrenime devam etsin ya da etmesin- tüm Türkiye gençliğini (yaş, cinsiyet, yerleşme, aile gelir düzeyi, eğitim, uğraşı vb. değişkenler açısından) temsil edici bir örnekleme uygulanmak suretiyle toplanan veriler analiz edilirse, elde edilecek bulgular, yukarıdaki sorulara bilimsel cevaplar vermemizi mümkün kılabilir. Çalışmayı yürüten akademisyenlerin bunun için gerekli desteği bulmalarını ve bu konuda hepimizi aydınlatmalarını umuyorum.” diyor.

Gençler, madde bağımlılığı ve alkolizmden kaygı duyuyor

Araştırmaya göre toplumsal refah açısından sağlıklı yaşam ile ilgili konularda en çok madde bağımlılığının ve alkolizmin yaygınlaşmasından kaygılanan gençler (%89,3), sosyo-kültürel ve ekonomik yaşama ilişkin olarak da en çok ekonomik koşullar, yoksulluk ve iş bulma olanakları ile ilgili kaygı duyduklarını belirtiyorlar. Büyük çoğunluğunun ailelerinden düzenli harçlık alarak yaşamlarını sürdüren (%96,46) bu gençlerin çoğunluğu da (% 71,3) toplumun depresyona sürüklendiğini düşünüyor. Ancak gençlerin toplum sağlığı ile ilgili konulardaki algıları ve duyarlılıklarının da cinsiyete göre farklılık gösterdiğini söylemek lazım. Kızlar toplumu etkileyen HIV/AIDS ve hepatit gibi ciddi hastalıklar hakkında daha çok bilgi sahibi olmak isterken, erkeklere oranla toplumda madde bağımlılığı ve alkolizmin yaygınlaşmasını daha kaygı verici buluyorlar.

Eş seçmek de zor, arkadaş seçmek de…

Peki gençler kendi geleceklerini nasıl görüyorlar? Gençlerin sosyo-kültürel ve ekonomik yaşam ile ilgili geleceğe ilişkin kaygı duydukları ve toplumsal refah açısından duyarlı oldukları konuları belirlemeyi hedefleyen araştırmanın sonuçları, gençlerin büyük çoğunluğunun (% 93,3) bugün yapılan yanlışların gelecekte olumsuz neticeleneceğini düşündüğünü ortaya koyuyor. Gençlerin toplumun geleceği ve toplumsal refah açısından en çok kaygı duydukları konular arasında iş bulma olanaklarının gittikçe zorlaşması (% 93,3), yeterince para kazanamama ile ilgili kaygıların artması (% 90,6), meslek seçiminin gittikçe zorlaşması (% 90) ve toplumdaki evsiz, yoksul ve muhtaç insanların sayısının artması (% 88,3) ilk sırayı alıyor. Araştırmayı yapan Doç. Dr. Emine Özmete ve Dr. Ayşe Sezen Bayoğlu, gençlerin toplumsal refah açısından, geleceğe ilişkin en çok ekonomik koşullar, yoksulluk ve iş bulma olanakları ile ilgili kaygı duyduklarının anlaşıldığının ortaya çıktığını ifade ediyorlar.

Araştırmaya gönüllü olarak katılan 300 üniversiteli gencin büyük çoğunluğu dünyanın gittikçe kötüleştiğini düşünürken (% 85), gelecekte yaşam koşullarının daha zor olacağına inananların sayısı da (% 84,4) hiç yabana atılır cinsten değil. Evlilik ile ilgili seçeneklerin ekonomik ve sosyal açıdan daha sınırlı hale geldiğini (% 79,0) ve toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan kötüleştiğini (% 76,0) düşünen genç oranı da azımsanamayacak çoğunlukta. Doğru arkadaş seçiminin zorlaştığını düşünenlerin oranıyla (% 70,6), gerektiğinde anne ve babadan ayrı bir evde yaşamanın uygun olduğunu da söyleyenlerin oranı da (% 65,7) birbirine yakın bir oranda seyrediyor. Ancak araştırmaya katılan gençlerin öğrenim gördükleri temel bilim alanının toplumsal refah algılarını bazı konularda etkilediği gözlemleniyor. Sağlık bilimleri alanında öğrenim gören gençler, fen ve sosyal bilimler alanlarında öğrenim gören gençlere kıyasla gelecekte yaşam koşullarının daha zor olacağına inanırken, sağlık bilimleri alanında öğrenimini sürdüren gençler de, sosyal bilimler alanında öğrenim gören gençlere kıyasla dünyanın gittikçe kötüleştiğine daha çok inanıyor.

Bu tabloya bakarak Türkiye’nin sahip olduğu büyük gençlik potansiyelinin ilerisi için umut vermediğini ve bir tehlike olmaktan başka bir işe yaramadığını söylemek mümkün. Peki ne yapmak gerekiyor? Araştırmayı gerçekleştiren uzmanların önerisi şu: “Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde gençlerin ekonomik koşullarını iyileştirebilecek ve meslek sahibi olabilecekleri eğitim programlarının planlanması ve uygulanması; sağlık ve eğitim hizmetleri ile diğer toplumsal hizmetlerin kalitesinin artırılarak, toplumda yaşayan her bireyin bu destek ve yardımlara eşit bir şekilde ulaşabilirliğinin sağlanması; gençlerin toplumsal refah açısından geleceğe ilişkin kaygı düzeylerini azaltacak, onların hem fiziksel hem de mental olarak daha sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmelerine yardımcı olacak hizmetlerin yaygınlaştırılması ve bu konuda gerekli politikaların oluşturulması ve uygulanması…” s.zengin@zaman.com.tr



“Araştırma sonuçları Türk gençliğinin hepsini kapsamaz”

Doç. Dr. Vehbi Başer (Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı): “İşin uzmanı olarak konuşacaksak çalışmanın kuramsal temeli ile yöntemine bakmak gerekir. Bu türden çalışmalar rapor edilirken, önce, araştırmanın omurgasını oluşturan ölçeğin yapısının tanıtılması ve geçerliliği ile güvenilirliğine ilişkin analizlerin sunulması gerekir. Siyasi katılım, aile huzuru ya da sosyal refah gibi farklı konulardaki tutumları dile getiren tutum ifadeleri (item) bulmak -ya da uyarlamak- yetmez; bu ifade setlerinin herhangi bir şeyi gerçekten ölçüp ölçmediğini -ve ölçüyorsa yapılan ölçüme ne kadar güvenilebileceğini- istatistiksel olarak analiz etmek de gerekir. Bunlar yapılmadan bir şeyin gerçekten bilimsel olarak ölçüldüğüne hükmedemeyiz. Ulaştığımız elektronik yayında bu konulara ilişkin bilgi sunulmadığından neyin, niye öyle ölçüldüğü ve bu ölçümün ne kadar geçerli ve güvenilir olduğu gibi konularda fikir beyan etmemiz mümkün görünmüyor. Söz konusu çalışma, Türkiye genelinde gençlerin görüşlerini saptamak üzere temsil edici bir örneklemden veri toplanarak genellemelere ulaşmak iddiasında değildir. Nitekim, veriler Ankara’daki üç üniversitenin öğrencileri arasından toplam 300 gence anket uygulanarak toplanmıştır. Bu nedenle, raporda kullanılan, örneğin “gençler toplum sağlığı ile ilgili konularda en çok … konusunda kaygılanmaktadırlar” türü ifadelerden, tüm Türkiye’de gençlerin böyle bir kaygısı bulunduğu sonucunu çıkarmak yanlış olur. Burada “gençler” denirken “Türk gençliği” değil, araştırmaya dahil edilen 300 gencin kastedildiği anlaşılıyor. Günümüzde gençlik araştırmalarında 15-30 yaş arasındaki bireyleri kapsamak gibi bir eğilim var. Bu çalışmada kapsanan gençlerin ise yarıdan fazlası (%61) 20 yaşının altında. Öte yandan, bu çalışmadan kalkılarak “yükseköğrenim gençliği”nin burada söz konusu edilen türden ve yoğunlukta kaygılar taşıdığı sonucu da çıkartılamaz; zira, bu araştırmaya dahil edilmemiş bölüm ve fakültelerde okuyan, çok çeşitli sosyo-ekonomik ve kültürel kökenlerden gelen ve Türkiye’de, yükseköğretim kurumlarının bulunduğu farklı kentlerdeki gençler ya bu kaygıları taşımıyor; veya çok farklı kaygılar taşıyor da olabilirler.”

***

Gençler, düşlerinin yasını tutuyorlar

Cemal Dindar (Psikiyatr): “Eğitimle rahata ermek isteyen büyük kesim kendi kaderiyle baş başa kalmış durumda. Bu gençler ruhsal olarak ilk gençlik dönemlerinde büyüttükleri ‘iyi bir iş-iyi bir aş-iyi bir eş’e dair düşlerini kaybediyorlar ve her ‘kayıptan’ sonra olduğu gibi bu düşlerin ‘yasını’ tutmaya başlıyorlar. Önemli bir bölümü kendiyle ve çevresiyle çatışmalı bir kişiliğe bürünüyor, depresyon ve benzeri ruhsal rahatsızlıkların içinde kendilerini buluyorlar.”

***

Araştırmadan sonuçlar

Madde bağımlılığının ve alkolizmin yaygınlaşmasından kaygılanan gençlerin oranı %89,3.

Toplumun depresyona sürüklendiğini düşünenlerin oranı %71,3.

Gençlerin %76’sı toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan kötüleştiği kanaatinde.

Gençlerin %36’sı okul ortamında güvenli olmadığını düşünüyor.

Gelecekte bir dünya savaşının olacağına inananların oranı %67.

Toplumdaki evsiz, yoksul ve muhtaç insanların sayısının arttığını düşünenlerin oranı % 88,3.

Katılımcıların % 90,6’ı, yeterince para kazanma kaygılarının gittikçe arttığı fikrinde.

İş bulma olanaklarının gittikçe azaldığını düşünenlerin oranı % 93,3.

Meslek seçiminin gittikçe zorlaştığını düşünenlerin oranı %90.

Hükümet seçimleriyle ilgilenmeyenlerin oranı %21.

Evliliğin ekonomik ve sosyal açıdan daha sınırlı hale geldiğini düşünenlerin oranı %75.

Doğru arkadaş seçiminin zorlaştığını düşünenler %70,6.

Gerektiğinde anne ve babadan ayrı bir evde yaşamanın uygun olduğunu düşünenlerin oranı ise 65,7.

Sayı:97

ZAMAN GENÇLİK

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/10/2008 · Kategori: HABERLER

12 Eylül'den beri böyle rektör görmedi

ODTÜ'nün 68 Kuşağı temsilcisi, özgürlüklerin kalesi Boğaziçi'ne rektör atanınca, ilk işi başörtüsü yasağı oldu. Rektör Özçaldıran 12 Eylül'ü hatırlatıyor...

Öğrencilerin 'Baba Kadri' dediği Rektör Özçaldıran, öğretim üyelerinin sakallarına takan 12 Eylülcü rektörü hatırlatıyor.

Boğaziçi, üniversiteler arasında her türlü düşünceye saygının ve özgürlüklerin kalesi olarak bilinir. Bilimsel üretkenlik ve akademik kalite bakımından da yükseköğretimin amiral gemilerinden biridir. Üniversitelerde gelenekler ve yazılı olmayan kurallar bir anda gerçekleşmiyor. Dünyanın değişik ülkelerinde neredeyse 10 asırlık üniversite geleneğinden söz edilirken, Türkiye'nin modern anlamda üniversite geleneğinin emekleme safhasında olduğu ortada. 19. yüzyılın ortalarında başlayan Robert Kolej geleneği ve yılların kültürel birikiminin Boğaziçi'ni hak ettiği bu konuma getirdiği söylenir. Boğaziçi'nin bir numaralı etik kuralı ise insan hak ve özgürlüklerine saygıdır.

İnsan hak ve özgürlüklerine saygı darbe dönemlerinde bile Boğaziçi'nde kesintiye uğramadı. Bu konuda üniversite hocaları ve öğrenciler arasında anlatılan efsane, Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek'in başına gelenlerdir: 12 Eylül darbesinden sonra üniversiteye, askerî yönetimin atadığı bir rektör gelmiştir. Rektörün önemli icraatlarından biri de hocaların kılık kıyafetlerine çekidüzen vermek olacaktır. Rektör, üniversitede karşılaştığı Prof. Dr. Faruk Birtek'i sakallı görünce, bu durumun üniversiteye yakışmayan bir manzara olduğunu düşünerek "Hocam, sakalınızı kesin!" emrini vermeye kalkar. Birtek hoca şaşırmıştır. Elleriyle sakalını avuçlar ve şöyle der: "Sayın hocam, bu sakallar çok rektör gördü!"

BOĞAZİÇİ YASAKÇI TAVIRLA GÜNDEMDE
Boğaziçi'ne 12 Eylül döneminde Robert Kolej mezunu olmayan ve üniversitenin geleneklerini bilmeyen ilk rektör atanmıştı. Prof. Dr. Ergun Toğrol, bu görevde 10 yıl kaldı. Üniversite tarihinde Robert Kolej mezunu olmayan ikinci rektör ise Prof. Dr. Kadri Özçaldıran oldu.

Okulda 'harbi' yapısı, argo, hatta küfürlü konuşması, gırgırı ve şamatasıyla 'Baba Kadri' olarak bilinen 'elektrikçi' Kadri Özçaldıran, üniversitenin açıldığı gün başörtüsü yasağıyla gündeme geldi. Postmodern darbe olarak bilinen 28 Şubat sürecinin aşırı yaklaşımlarından bile orta yol bularak çıkmayı başaran üniversitede akademik yılın başladığı ilk gün katı bir başörtüsü yasağı uygulanmak istendi. Rektörden talimat aldıklarını söyleyen güvenlik görevlileri, başörtülü öğrencileri kampus girişinde durdurdu. Başörtülü öğrencilere rektörlük tarafından hazırlanan ve içeriğinde "Başörtülü girdiğim takdirde tüm hukuki sonuçları önceden kabul ediyorum." yazılı bir kâğıt imzalatılmak istendi. Kâğıdı imzalayan bazı öğrenciler içeri girerken, imzalamayanlar okula alınmadı. Okula giren servis araçları bile güvenlik görevlileri tarafından aranarak başörtülüler araçlarından indirildi. Bu yasakçı tavır öğrenciler tarafından protesto edildi ve Boğaziçi'nin özgürlükçü geleneğine büyük bir darbe vuruldu.

Göbeğine kadar uzayan sakalıyla komünizmin kurucusu Karl Marx'a benzeyen, saçlarına perma yaptıran, yumurta göbeğinden dolayı sürekli askılı pantolon giyen Kadri Özçaldıran, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin (ODTÜ) 68 Kuşağı temsilcilerinden.

Rektör Özçaldıran, göreve gelir gelmez kadrosunu kurdu. Yükseköğretim mevzuatında bir rektörün en fazla 3 rektör yardımcısı atama hakkı varken; Özçaldıran, dört 'danışman', bir öğrenci dekanı ve 3 de yardımcı olmak üzere 8 rektör yardımcısı atadı. Rektörün uygulaması kanunda yoktu; ama yaptı. Özçaldıran'ın göreve getirdiği isimler şöyle: Prof. Dr. Füsun Akarsu, Prof. Dr. Emin Anarım, Prof. Dr. Günay Anlaş, Prof. Dr. Yeşim Arat, Prof. Dr. Zeynep Atay, Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Prof. Dr. Ayşe Gül Toker ve Prof. Dr. Tereza Varnalı.

11 bin öğrencisi, bine yakın öğretim elemanı olan Boğaziçi'ne, dekanlar, bölüm başkanları, müdürler varken 8 yardımcı yöneticinin getirilmesi tartışılıyor. Çünkü üniversitenin geleneğinde katılımcı bir yönetim anlayışı var. Üniversite daha çok bölümler bazında idare ediliyor ve her bölümü de hocaların kendisi yönetiyor. Çoğu zaman bölümdeki işlere bölüm başkanı bile karar vermiyor. Başkan sadece formaliteden ibaret ve hocaların kararını tasdik eder konumda yer alıyor. Yönetimde yer alanların daha çok 'şahin' kanattan seçilmesinin üniversitedeki yasakçı yapıyı hortlattığı kaydediliyor. Çünkü Özçaldıran'ın yönetime getirdiği isimlerin hemen hepsi şu sıfatla anılıyor: Ulusalcı...

CUMHURBAŞKANI GÜL ATAMAK ZORUNDA KALDI
Muhafazakâr camia, Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşananlardan sonra, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, statükoyu temsil eden, özgürlük karşıtı, yasakçı birini nasıl rektör atadı?" sorusunun cevabını arıyor.

Aslında bu soruyu cevaplamadan önce "Boğaziçi hocaları, neden Özçaldıran'ı üniversitede yapılan seçimde birinci yaptı?" sorusuna cevap aramak gerekiyor. Üniversitede rektörün görev süresi ağustos ayında sona eriyordu. Mevcut Rektör Prof. Dr. Ayşe Soysal yeniden aday olacağını aylar öncesinden deklare etmişti. Herkes 'Boğaziçi'nde tek aday' çıkacak nazarıyla bakıyordu. Ancak haziran ayında yapılacak seçime 1 ay kala Kadri Özçaldıran rektörlüğe aday olduğunu açıkladı. Rektör adayı Özçaldıran, hocalara gönderdiği seçim bildirgesinde üniversitenin son yıllarda 'imaj' sorunu olduğunu dile getiriyor ve birtakım vaatlerde bulunuyordu. Rektör adayı Kadri hocanın 'üniversitenin geleceğini ipotek altına alacak' diye bahsettiği imaj sorunlarının başında, üstü kapalı olarak, medya organlarında çıkan başörtüsü, Ermeni konferansı ve Kürt ayrımcılığı ile ilgili haberlerden söz ediliyordu.

Ayrıca Özçaldıran, öğretim üyelerini canevinden vuran vaatlerde de bulundu. Mesela, her öğretim üyesinin konut sorununu çözeceğini ifade etti. Seçim bildirgesinde "Konut sorununun çözümü için Hazine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ya da TOKİ'den alınacak, iyi bir yerde, yeterince büyük bir arazi ya ciddi bir şirkete pay karşılığı verilerek ya da bir kooperatif kurmak yoluyla değerlendirilebilir ve bu arazi üzerinde bir BÜ-Kent kurulabilir." diyordu.

Özçaldıran, geçim sıkıntısı çeken genç asistanların sevgisini kazanmak ve öğretim üyelerinin desteğini çekmek için 'akçalı' işlere de el attı. Üniversitede teknopark kuracağını ve buradan yılda 4 milyon dolar gelir sağlayacağını anlatan rektör adayı Özçaldıran, her akademisyene buradan yıllık 10 bin dolarlık pay düşeceğini vurguluyordu.

Son bir ay içinde çıkıp bu vaatlerde bulunması, üniversitede son dönemlerinde nispeten pasifleşen Ayşe Soysal karşısında Özçaldıran'ı önemli bir aday konumuna getirdi. Ve üniversitedeki seçimde Prof. Dr. Kadri Özçaldıran 170, Prof. Dr. Ayşe Soysal 146, Prof. Dr. Aslı Tolun 4, Prof. Dr. Niyazi Türkeli 2 ve Prof. Dr. Faruk Birtek ile Prof. Dr. Betül Tanbay 1'er oy aldı. Özçaldıran ve Soysal dışındaki adaylar formaliteden YÖK ve Cumhurbaşkanı'na gönderilecekti. Ayrıca üniversitenin geleneğinde hocaların seçtiği kişiye saygı da vardı. Bu yüzden seçimin akabinde Ayşe Soysal, "24 oy eksik aldım. Değil 24, 1 oy farkı bile olsaydı çekilirdim." diyerek bu aşamadan sonra atanması hâlinde bile rektörlüğü kabul etmeyeceğini ifade etmiş ve YÖK'ün mülakatına bile gitmemişti. Böylece Kadri Özçaldıran, rektör adayı olarak tek başına kalmıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de önüne gelen tek aday konumundaki Özçaldıran'ı atamak durumunda kalmıştı.

BOĞAZİÇİ'NİN GELENEĞİ: HER GÖRÜŞE SAYGI
Yeni rektör ve ekibinin akademik yıl başlar başlamaz başörtüsü yasağı ile gündeme gelmesi, Boğaziçi camiasında tartışma konusu oldu. Üniversite hocalarının internet ortamındaki tartışma platformlarında konu hâlâ gündemde. Mesela, sol görüşlü bir öğretim üyesi (ismi mahfuz), tartışma platformunda şu görüşü dile getiriyor: "Başörtüsünden dolayı bayan öğrencilerin üniversiteye alınmamasının laikliği savunmak olduğu savının bazı eksik tespitlere dayandığını düşünüyorum. Kamu eğitiminden öğrencileri soğutmak, onlara eğer değişmeyecekseniz başka yerlerde okuyun mesajı veriyor. Türkiye'yi İran'dan uzaklaştırmaktansa İran'a yaklaştırıyor. Çünkü kamu eğitim kurumlarından gördükleri soğukluğu cemaatlerin sıcaklığı telafi ediyor. Burada eğitim almazlarsa başka yerde alacaklar. Eğer üniversitemiz laiklik adına bir adım atmak istiyorsa, öğrenciyi derslikte tutmalı. İşimizi eğitmenlik olarak tanımlayan bizlerin eğiteceğimiz öğrencileri seçmemiz bazı öğrencileri 'eğitilemez' kategorisine koymamız demektir. Bu da eğitmenliğin tanımına uymaz."

Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek de başörtüsü konusunda Taraf Gazetesi'nden Neşe Düzel'e verdiği röportajda türban yasağına taraftar olmadığını dile getirmişti. "Derslerde ben türbanlı öğrencilere muhakkak izin veriyorum. Çünkü bu öğrencilere saygım var." diyen Birtek, "Gerekçesi ister İslami ister başka bir şey olsun, insanların kılık kıyafetine karışamam. Ben kanun uygulayıcısı değilim. Polislik yapmıyorum." diye konuşmuştu.

Boğaziçi Üniversiteliler Derneği (BURA) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Eroğlu da başörtüsü yasağının üniversiteye yakışmadığını savunanlardan. Eroğlu, "Bu üniversite tarihinde bir ilk oldu ve üniversiteye yakışmadı. Bir rektör üniversitede oluşan yılların birikimi bir kültürü, geleneği, okulu değiştiremez. Ben inanıyorum ki öğretim üyelerinin duyarlılığı ve Boğaziçili kültürü bu tavrı yenecek." diyor.

Boğaziçi'nin en önemli özelliklerinden olan farklı görüşteki insana saygı duyma, öğrenciler arasında her zaman dikkat çekiyor. Üniversitede her türlü görüşten öğrenciyi tartışırken görmek mümkün. Ancak bu fikir tartışmaları hiçbir zaman kavgaya dönüşmüyor. Öğrenci ateist, komünist, dindar, liberal veya başka bir dünya görüşünü benimsemiş olsa bile kendi fikri dışındaki görüşlere sürekli saygı gösteriyor. Okul kantinlerinde farklı düşüncedeki kişilerin astığı afişlerin her zaman yan yana olması bunun en bariz göstergesi kabul ediliyor. 30'a yakın aktif öğrenci kulübüyle dikkat çeken üniversitede bugüne kadar 'Öğrenciler birbirine satırlarla, bıçaklarla, yumruk yumruğa saldırdı' gibi haberler duyulmadı. Protestolarını çok seviyeli yapan öğrenciler hiçbir zaman şiddete karışmadı. Bu yüzden de rektör Özçaldıran'ın yasakçı tavrına sağcısıyla, solcusuyla, liberaliyle, pankçısıyla, ateistiyle bütün öğrenciler tepki gösterdi.

BOĞAZİÇİ'NİN ETİK KURALLARI
Boğaziçi Üniversitesi'nde yönetim tarafından öğretim elemanları, öğrenciler, idari görevi olan öğretim üyeleri ve idari personele ilişkin, yasalar ve yönetmeliklerin genellikle kapsamadığı ya da belirlemediği alanlarda uyulacak ilkelere tarafların bağlılığının sağlanması amacıyla etik ilkeler belirlendi. Bu ilkeler şöyle:

İnsan hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesi,

Din, dil, ırk, etnik köken, fikir, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, bedensel engel ve benzeri özellikler nedeniyle ayrımcılık ve önyargıya yer vermeden hakça ve dürüst davranılması,

Üniversitede her konunun özgürce tartışılacağı bir ortamın oluşturulması ve korunması,

Bilgilenme, bilgilendirme, öğrenim ve öğretim özgürlüğünün korunması,

Bilimin gelişme sürecinin herkes tarafından desteklenmesi,

Saydamlık ilkesi ile saklı kalması gereken bilginin korunması ilkesi arasında denge kurulması,

Üniversite içi bireyler ve birimler arası ilişkilerin her zaman karşılıklı saygı çerçevesinde tutulması,

Kurumsal kaynakların korunması, özenli, verimli ve etkili kullanımının sağlanması,

Karardan doğrudan ya da dolaylı etkilenenlerin karar verme sürecine katkılarının sağlanması,

Yapılan iş ve alınan kararlarda insanlığın yararı gözetilip sosyal sorumluluk bilinciyle davranılması,

Kişisel yetkinliğin geliştirilmesi; dürüstlük, güvenilirlik, hak ve sorumlulukların bilinciyle davranılması,

Profesyonel yetkinliğin geliştirilmesi; görevin kendine özgü amaçlarına, kurum ve görevin saygınlığının korunmasına uygun davranılması; işin yapılmasında kalite ve etkililik ilkelerinin benimsenmesi,

Bireysel gelişimin desteklenerek özendirilmesi; akademik liyakat, deneyim ve emeğe saygı gösterilmesi,

Çevreye karşı duyarlı, sorumlu ve hayvan haklarına saygılı davranılması,

Üniversitede yetkilerin akademik özerklik, özgürlük ve iyi niyet çerçevesinde kullanılması, sorumlulukların tam olarak yerine getirilmesi; söz konusu ilkelerin yöneticilerce kurum içi ve dışında korunması.

Aksiyon

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

30/9/2008 · Kategori: HABERLER

YÖK'ün "Ulusal Değişim Programı"

YÖK'ün "Ulusal Değişim Programı" 

 
Ankara - Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) yükseköğretim kurumları arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişimini amaçlayan ''Ulusal Değişim Programı'' (UDEP) taslağına bayram tatilinin ardından son hali verilecek.
 
YÖK'ün hazırladığı taslak, Avrupa üniversiteleri arasında ülkeler arası işbirliğini teşvik etmek üzere öğrencilerin ve eğitimcilerin değişimini, Avrupa Birliği ülkelerindeki çalışmaların ve alınan derecelerin tanındığı ortak bir platform oluşturmayı hedefleyen ''Erasmus Programı''nın ulusal boyuttaki benzeri niteliğini taşıyor.
 
Üniversitelere görüşleri için gönderilen UDEP taslağının, Ramazan Bayramı'ndan sonra YÖK tarafından tekrar ele alınması ve son halinin verilmesi planlanıyor. Program, üniversitelerin kabul etmesi halinde uygulamaya geçirilecek.
 
Taslağa göre, YÖK tarafından yürütülecek UDEP'ten, Türkiye'de bulunan tüm devlet ve vakıf üniversiteleri ile yüksek teknoloji enstitüleri, bağımsız vakıf meslek yüksekokulları, askeri yükseköğretim kurumları ve polis teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumları yararlanabilecek. Yükseköğretim kurumları arasında gerçekleştirilecek değişim faaliyeti bu kurumlar arasında imzalanan ''ikili anlaşma'' kapsamında yapılacak.
 
Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarının herhangi birinde öğrenci ve öğretim üyesi olanların yararlanabileceği program, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerini kapsayacak.
 
Değişim programına başvuran öğrenciler, öğreniminin bir bölümünü ikili anlaşma ile ortak olunan yurt içindeki başka bir yükseköğretim kurumunda gerçekleştirecek.
 
Programa göre, değişim faaliyetinin süresi aynı akademik yıl içerisinde 1 veya en fazla 2 dönemi kapsayacak.
 
Ön lisans ve lisans programlarının hazırlık ve birinci sınıfında okuyan öğrenciler UDEP öğrenim hareketliliği faaliyetinden yararlanamayacak. Ayrıca, yüksek lisans ve doktora öğrencileri hazırlık ve bilimsel hazırlık dönemi ile esas eğitime başladıkları ilk dönem için bu programa katılamayacak.
 
AA

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

28/9/2008 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

MALATYA EMLAK - EYÜBOĞLU EMLAK

Vitrindekiler

MALATYA    EMLAK   İŞLERİ  -

EYÜBOĞLU EMLAK

KALİTELİ HİZMET, EMLAKTA YÜKSELEN YILDIZ

YENİLİĞİN VE GÜVENİN TEK ADRESİ

 

http://www.eyubogluemlak.net/

 

resimler ayrıntılar için sitemizi ziyaret edin

 

 

 

Eyüboğlu Emlak

Adres   :
   Ferhadiye Mah. Hamikoğlu Sk. No:31/a
              44100 Merkez / Malatya

Telefon :       0422 325 64 98
Faks      :     
0422 325 64 98
Cep        :     0506 740 58 54  -  0534 660 44 43
E-Posta :      iletisim@eyubogluemlak.net

                 mehmeturfali_44@hotmail.com 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/9/2008 · Kategori: KARIYER VE ISDUNYASI

1 milyon üniversiteliye iş imkanı

Her üniversiteliye bir iş" sloganıyla yola çıkan secretcv.com, Akbank ana sponsorluğunda gerçekleştireceği son projesiyle bir milyondan fazla üniversite son sınıf öğrencisini Türkiye'nin önde gelen şirketleriyle buluşturacak.

İki ay sürmesi planlanan proje, 6 Ekim 2008’de İstanbul’daki üniversitelerle başlayacak ve 5 Aralık’ta Mersin ve İzmir’de sona erecek. AS Haber Ajansı’nın (asha) haberine göre “CV” doldurma merkezi olarak dizayn edilen iki ayrı midibüs, iki ayrı güzergahta 23 il, 45 üniversite ve 88 kampusu ziyaret edecek. Secretcv.com, yolculuğunun sonunda yaklaşık 1 milyon 100 bin öğrenciye ulaşarak tüm öğrencileri iş sahibi yapmayı hedefleyecek.

“Öğrenci – iş dünyası birleşiyor”

Secretcv.com’un sosyal sorumluluk bilinciyle hazırladığı proje, mezun olacak öğrencileri “yeni mezun” arayan Türkiye’nin en iyi firmalarıyla buluşturacak. Ayrıca Secretcv.com, öğrencilere İnternet ortamında “CV” hazırlama ve iş arama, iş görüşmelerinde neler yapılması gerektiği gibi birçok konuda danışmanlık edecek. Secretcv.com,  ayrıca 1., 2. ve 3. sınıf öğrencilerine staj imkanları oluşturmayı ve öğrencilerin geleceklerini profesyonel olarak yönetmelerine destek olmayı amaçlıyor.

“Destek bekliyoruz”

Akbank’ın ana sponsor olarak desteklediği projenin basın toplantısında konuşan Secretcv.com Genel Müdür Okan Tütüncü, Türkiye’de ilk kez üniversite son sınıf öğrencilerine yönelik bu kapsamda ve bir üniversite etkinliğinin yapılacağını ve iki ay gibi bir sürede 45 üniversite ve 88 kampus gezileceğini söyledi. Okan Tütüncü, “Bu anlamlı projede başta ana sponsorumuz Akbank olmak üzere tüm sponsorlarımıza bize verdikleri destek için teşekkür ediyoruz” dedi.
 
 “İstihdam için çalışıyoruz”

Akbank insan kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Esra Bozkurt da konuşmasında bu kapsamda bir projeye destek vermekten duydukları mutluluğu getirdi. Bozkurt, “Akbank olarak her yıl yüzde 80’i yeni mezun olmak üzere yaklaşık 3 bin 500 kişiye faklı şehirlerde ve farklı pozisyonlarda istihdam sağlıyoruz. Bankamız standartlarına uygun adaylara tanışmamızı ya da çalışmamızı sağlayacak bu tip projelerin aynı zamanda doğru insanların doğru şirketlerle buluşmalarında önemli rol oynadıklarına inanıyoruz” diye konuştu.

“Sponsorlar ve iş portalı”
 
Akbank’ın ana sponsor olarak desteklediği projede Temsa Global resmi sponsor, Jacobs Kahve ve CVPlus Danışmanlık hizmet sponsorları, Vestel teknoloji sponsoru, Akşam ve Alem FM de medya sponsoru olarak yer alıyor.
 
2000 yılından bu yana “iş ve eleman aramanın en güvenilir yolu” sloganıyla faaliyet gösteren Secretcv.com eleman arayan firmalarla iş arayan adayları online ortamda bir araya getiren bir portal olarak tanınıyor. Sektöründe önemli bir yer tutan Secretcv.com 8 yıldır faaliyet gösteriyor. Portalın 9 bin 300 firma, 6 milyon 100 bin ferdi üyesi bulunuyor.

asha

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/9/2008 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

Genç Akademi 11 Ekim’de başlıyor!

Genç Akademi 11 Ekim’de başlıyor!


2 yılını dolduran Genç Dergisi, yaz eğitim döneminde düzenlediği Medya Akademi’nin ardından şimdi de Güz Dönemi Eğitim Programını başlatıyor. 11 Ekim’de başlayacak eğitim programı için tüm hazırlıklar tamamlandı. Ücretsiz eğitim programına başvurular başladı. 29 Kasım’a kadar sürecek seminer programı zengin içeriğiyle dikkat çekerken, Güz Eğitim Programı, Seminerler, Sohbetler ve Konferanslar olmak üzere 3 ayrı başlıkta yürütülecek.

Her Salı ve Cumartesi seminer günü
Genç Akademi Seminerleri, Salı ve cumartesi günleri verilecek. Osmanlıca, İslam Kültürü, Tarih ve Medeniyet, Kişilik Tipleri, Sivil Toplum, Gençlik ve Algı, Mesnevi Okumaları ve Medeniyetimizde Şahsiyet İnşasının Temelleri başlıklı seminerler alanında uzman isimler tarafından verilecek.

Karaman ve Taşgetiren’le Sohbetler
Genç Akademi’de ayrıca 15 gün periyotlarla Prof. Dr. Hayrettin Karaman Gençlerle Buluşma adı altında sohbetler düzenlenecek. Hocaların Hocası, yaşadıklarını, gördüklerini ve tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşacak. Ayrıca Bugün Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren de,  Gündem ve Zihniyet sohbetlerinde, önümüze koyulan gündemlerle zihinlerimizin nasıl biçimlendirildiğine dikkat çekecek, kendi gündemimizin derdine düşmemiz gerektiğini anlatacak.

Medeniyet Konferansları
Genç Akademi’de Güz Dönemi eğitimleri ayrıca Medeniyet Konferansları ile dolu dolu geçecek. Ekim ayında Recep Şentürk  ‘Açık Medeniyet: İslam Medeniyetinin Ayırt Edici Unsurları’, Kasım ayında Tahsin Güngör ‘Batı Medeniyeti: Söylem ve Gerçeklik’, Aralık ayında ise Yusuf Kaplan ‘Bir Medeniyet Tasavvuru’ başlıklı konuşmasıyla Genç Akademi’de olacak.

Seminer İçerikleri
Genç Akademi Güz Eğitim Dönemi Seminer başlıkları ve seminerleri verecek isimler şöyle:

Gençlerle Başbaşa    Hayrettin Karaman
Gündem ve Zihniyet    Ahmet Taşgetiren
Mesnevi Okumaları    Hasan Kamil Yılmaz
Medeniyetimize Göre İnsan İnşasının Temelleri    Adem Ergül
Osmanlıca (Başlangıç ve İleri Düzeyde Okumaya Giriş)   Rahmi Deniz Özbay
Dünden Geleceği Anlama Sanatı (Tarih ve Medeniyet)    Gülfettin Çelik
Sivil Toplum    Serdar Yıldırım 
İnsanı Tanımak: Kişilik Tipleri    Turgay Şirin
İslâm Kültürü: Kaynaklar ve Kavramlar    M. Nedim Tan
Gençlik ve Algı    Eyüp Taşöz


Adres: Genç Akademi:  Hayrettin Çavuş Mahallesi Yeni Toptaşı Caddesi No: 17 Üsküdar-İstanbul

Ayrıntı bilgi için: 0216 532 00 41 – 42    / ibrahimozkahya@msn.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/9/2008 · Kategori: BILGILER VE DUYURULAR

GMC 2008 Yönetim ve Strateji Yarışması Başlıyor!

Öğrencilerin kendi kararlarını kendilerinin verebileceği, bir şirket yönetip strateji planları yapabileceği ve kendilerini rakipleriyle kıyaslayabileceği Global Management Challenge (GMC) Yönetim ve Stareteji Yarışması 16 Ekim 2008'de başlıyor.


 

Kariyer stratejiniz var mı? GMC bu konuda size nasıl yardımcı olabilir?

Kısaca, yönetim ve strateji yarışması olarak tanımladığımız GMC bu kısa tanılamanın çok ötesinde, adrenalin yüklü, üst düzey yönetici kararları aldığınız bir yönetim simülasyonudur. Bilgisayarların oda büyüklüğünde olduğu 40 yıl önce programlanmaya başlanan GMC, 30 yıldır uluslararası bir organizasyon olarak yaklaşık 400,000 katılımcı tarafından kullanılmıştır.


Pazarlama, finans, insan kaynakları, üretim planlama konularında kararlar alarak uluslararası bir firmayı yönettiğiniz GMC’de, tıpkı gerçek hayattaki gibi; depodaki stoklarınızdan, euro-dolar paritesine; personel eğitimlerinden, acente komisyon oranlarına; sevkiyatların sigortalanmasından, aldığınız kredilerin faizlerine; reklam giderlerinden, ar-ge harcamalarına tam 66 konuda karar almanız gerekiyor.



Lakin sadece şirketiniz için aldığınız bu 66 karar yetmiyor; kararlarınızı alırken piyasanızdaki rakip 7 firmanın hatalarını kollamanız; onların kararlarını, ataklarını, ürün fiyatlarını tahmin etmeniz; gerektiğinde ekstra bilgi için pazar araştırması yaptırmanız ve bunlardan ötesinde sağlam bir stratejiniz olması gerekiyor.



Firmaların GMC’ye en katılmalarının en önemli amacı, nitelikli öğrencilerle tanışmaktır.



Kariyerinize hızlı başlamak istiyorsanız, katılın.



GMC 2008 Sponsorları
Cadbury
Bilim İlaç
Bilgi MBA



GMC 2008 Katılımcı firmaları
Sabancı Holding
Finansbank
İş Bankası
Assan
Digiturk
Mercedes Benz



http://gmc.exduco.net

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »